ntasdogen

8/10
·192 syf.··
2021 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2021 19:52
Agatha Christie’nin tek mekanda geçen kitaplarındandır, dilimize ilk kez 2018 yılında çevrilmiştir. Roman şeklinde yazılmasına rağmen başından sonuna dek tiyatro havası barındırır içerisinde, bunun sebebi de zaten tiyatro olarak yazılmış sahnelenmiş eserlerinden biri olmasıymış. Henüz ilk sayfalarda “aa tamam katil belli neyin peşindeler” sorularıyla okumayı sürdürürken sona yaklaşıldığında, her zaman bilinenin, görünenin doğru olmayacağı, dağın bir de görünmeyen yüzünün olduğunu, bildim sandığının yanıltıcı olabildiğini hatırlatan bir okuma serüveni oldu.
Örümcek AğıAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20182,866 okunma
Reklam
9/10
·136 syf.··
2020 69. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2020 20:28
Barış Bıçakçı'nın yine buram buram Ankara havası aldığımız bir kitabı, belki de en çok bu yanını seviyorum yazarın. Bir dönem gündüz kuşağı yayınlanan TRT dizileri tadı alıyorum. (Bkz. Ferhunde Hanımlar) Ancak tabi ki hikayemizin Ankara dışında Ferhunde hanımlarla uzaktan yakından benzer yanı yok diyeceğim ki aklıma o anda aile içinde yaşanan sorunlar dramlar geliyor.. Ordan biraz yakalayabiliriz... Bir süre yere paralel gittikten sonra dibe vurmaya karar verip intihar eden Başak'ın ve ardından karanlığa sürüklediği yakınlarının yaşam hikayesini konu alıyor. Kitap biraz parça parça zaman dilimlerinde, bir olaydan diğerine ilerlese de, özünde anlatmak istediğini ve mesajı net olarak okuyucuya iletebiliyor.
Edebiyat
Bir Süre Yere Paralel Gittikten SonraBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 20203,107 okunma
8/10
·108 syf.··
2020 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2020 20:35
Uzun uzadıya yazacak çok şey var belki ama benim bu kitabı bitirdiğimde kapağı kapatırken içten içe yaptığım tek yorum, “son hikayeyle paramparça ederek bitti” demek oldu ve sadece bunu yazabiliyorum. Alın keyifle okuyun ama son hikayeye de hazırlıklı olun.. Biraz üzüyor..
Edebiyat
Muhtelif Evhamlar KitabıÖmür İklim Demir · Yapı Kredi Yayınları · 20239,2bin okunma
10/10
·224 syf.··
2020 47. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2020 22:17
İncelemeden ziyade bir iç döküş olacak benim ki... Yazmaktan çok okumaya meyilliyim, bu sebepten bende derin izler bıraksada bir çok kitabı inceleme yazmadan rafa kaldırıyorum. Oysa ki aklımdan geçenleri, düşünceleri ya da yazmaya değer ne varsa bunları kaleme almam konusunda dostlarımdan fazlalıkla destek alıyorum ancak bu bir derinlik meselesi onların gördüğü gibi olmuyor herhangi bir konuda kendini otorite sayıp çalakalem bir şeyler karalamak. İyisi mi bunu başarıyla yapanlar yazsın diyip ben kabuğuma çekiliyorum. Peki şimdi yazmaya karar verdim kısmına gelirsek "İza'nın Şakısı" içinde bulunduğum sıkıntılı bir süreçte ciddi bir etki bıraktı üzerimde... Belki 1 yılı aşkın süredir okunmadan öylece rafta duruyordu. Sonra bi gün bi anda artık sırası geldi dedim ve okumaya başladım. Yalnız onca geçen zaman süresince hakkında sadece "şöyle güzel, böyle iyi" yorumları dışında tam olarak içeriğiyle alakalı net bilgiler veren yorumları okumamış olmalıyım ki, zaten bunu da sevmem kendimi kurmak gibi oluyor okuduğum kitaba karşı, bu yüzden konudan bihaber okuma serüvenime başladım. Henüz kitabın ilk sayfalarında sayılacağım bi zamanda annem rahatsızlandı, zaten ciddi bir tedavi sürecinde olduğu bir dönemde farklı bir komplikasyon gelişti ve hastanede kalmak durumunda kaldık. Tesadüf ki yanıma aldığım kitap "İza'nın Şarkısı'ydı." Bir taraftan İza'ya sevgisini gösterme tarzına, asiliğine kızıp, diğer yandan kendi hayatıma anne, baba, kardeş varlığına ne kadar sıkı bağlanmam gerektiği konusunda kendime ders çıkardım. Ve okudukça her sayfada İza'yı sorguladım. "Nasıl Yapar?" "Gözünün önünde bir insanın mutsuzluğu onu günden güne yok ederken nasıl görmez?" Sonuca varamadım, çünkü duygusal olarak asla mantıklı cevap bulamayacağım bir zamanda bana bencilce bir şımarıklık gibi
Edebiyat
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20245,4bin okunma
10/10
·288 syf.··
2020 23. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2020 18:56
Durduk yerde insanların gizli hayatlarına intikal ettiğimiz, 35 sanatçının hayatına dair gizli ayrıntıların yer aldığı güzelce bir kitap. Kimler yok ki; en bilinenlerden gidelim, Salvador Dali, Picasso, Michelangelo, Goya, Van Gogh, Frida... Her biriyle ilgili duyduğumuz hikayelere de denk geldiğimiz ancak çokca yok artık diyeceğimiz yaşanmışlıklarla karşılaştırıyor bu kitap bizleri... Picasso’nun dağınıklığını, ressam Georgia O’Keeffe’nin zaman zaman çıplak çalıştığını, Klimt’in çalışırken rahatsız edilmemek için kahvaltılar düzenlediğini ve kahvaltıdan sonra kimseyle görüşmediğini, Monet’in çapkınlığını öğreniyoruz. Aralarında benim için en farklı olanlardan biri Francisco Goya’dır. Madrid Prado Müzesinde gezip gezip gelip ressamın “Satürn Bir Oğlunu Yerken” tablosunun önünde uzun dakikalar geçirmişliğim vardır. Kısacası bu kitap için aslında bazı vesilelerle (TV- İnternet gibi) tablolarıyla karşılaştığımız sanatçıları daha yakından tanıma kitabı diyebiliriz.
Kültür-Sanat
Büyük Sanatçıların Gizli HayatlarıElizabeth Lunday · Domingo Yayınevi · 2009282 okunma
Reklam