"Eğer devam ederse, o zaman aşktır. Eğer biterse, o zaman bir aşk hikayesidir." Nikolas
Alıntı
"Bir ahmak kendi zekâsına hayran bırakacak daima kendinden daha ahmağı bulabilir" -Nikolas Boileau- -Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür
Reklam
Sadaka
“...İsrâiloğulları içerisinde cildi alacalı, kel ve kör üç kişi vardı. Allah bunları imtihan etmek istedi ve onlara bir melek gönderdi. Melek, derisi alacalı olan adama geldi ve en çok istediği şeyin ne olduğunu sordu. Adam, güzel görünümlü bir cilt istediğini çünkü insanların hâlihazırdaki görüntüsüyle kendisini çirkin bulup ondan iğrendiklerini söyledi. Bunun üzerine melek, adamın vücudunu sıvazladı ve şifa bulan adamın çirkinliği gitti. Ona çok güzel bir renk ve hoş bir görünüm verilmişti. Daha sonra melek ona en çok hangi malı sevdiğini sordu. Hastalıktan kurtulan adam, deveyi sevdiğini söyleyince, ona on aylık gebe bir deve verildi. Melek, devenin onun için bereketli olmasını temenni ederek adamın yanından ayrıldı ve başı kel olan adamın yanına gitti. Ona da en çok istediği şeyin ne olduğunu sordu. O da kendisinden kelliği giderecek, insanların iğrenmelerini ortadan kaldıracak güzel bir saç istediğini söyledi. Melek onun başını sıvazlar sıvazlamaz kellikten eser kalmadığı gibi, çok güzel saçları oluverdi. Bu kez de melek ona en çok hangi malı sevdiğini sordu. O, ineği sevdiğini söyleyince, kendisine gebe bir inek verildi. Melek bu adama da bahşedilen ineğin bereketli olmasını temenni ederek yanından ayrıldı. Melek son olarak âmâ olan adamın yanına geldi ve dünyada en çok istediği şeyin ne olduğunu ona da sordu. O, görmeyen gözlerinin açılmasını ve bu sayede insanları görmek istediğini söyledi. Melek adamın gözlerini sıvazladı ve adam görmeye başladı. Ardından da daha öncekilere sorduğu gibi, ona hangi malı çok sevdiğini sordu. Adam koyunları sevdiğini söyleyince, kendisine kuzulu bir koyun verildi. Bir müddet sonra muzdarip durumda olan bu kişilere bahşedilen hayvanlar yavruladılar ve çoğaldılar. Bu suretle birinin bir vadi dolusu devesi, diğerinin bir vadi
Din
Yılbaşı ve Noel bağlamında Ayazata ve Nartugan' hakkında bir kaç söz.. Yıl sonunun gelmesi hasebi ile Türk toplumunu ve dolayısıyla Türk toplumuna ait kültürel motifleri, Noel ve yılbaşı odaklı yancısı durumuna getirme çabası bütün hızı ile devam etmekte. Bu bağlamda özellikle sosyal ağlarda spekülatif yorumlar yapılarak, bazı kesimlerlerce Nartugan ve Ayazata motifleri etrafında Türk toplumunu yılbaşı kutlamalarıyla özdeşleştirilmeye çalışıldığı görülmektedir. Özellikle Sümerolog Muazzez Ilmiye Çığ ve Sovyet tarihçisi Murat Adji'nin açıklamaları ve yazıları kullanılarak zorlama verilerle kadim Türk medeniyetine ait kültürel unsurlar ile Avrupa (Hıristiyan) kültür ve medeniyeti arasında ünsiyet kurulmaya çalışılmaktadır. Nardugan, çeşitli kaynaklarda görüldüğü üzere İdil-Ural yöresindeki Türk toplumlarımın farklı tarihlerde ve şekillerde kutladığı bir bayram, özellikle Kuzey Kafkasya'daki Nart destanlarında yer alan bir figürdür. Nartugan, baharın gelişini müjdeleyen, doğanın uyanışı ile ilişkilendirilen bir bayram. Bu bayramım kutlama ve festivallerle olan ilişkisi, baharın gelişi ve doğanın yenilenmesi üzerine odaklı olup, bizim birinci cemre dediğimiz zamana denk gelir. Nartugan, kışım sonunu ve doğamın yeniden canlanmasını simgeler. Nartugan'ı Noel ile özleşleştirme çabası içerinde olanlar şunu unutmamalı ki Türk toplumu içerisinde bu bayramı Noel tarihi olan 25 Aralıkta kutlayan İdil-Ural bölgesinin Hristiyan Tatarları Kreşinler, Mişer Tatarları, Çuvaşlar ve Ortodoks Türklerlerdir. Şu da muhakkak ki Nartugan da başat amil doğanın döngüsü, mevsimsel değişimler ve insanın doğayla olan ilişkisi iken, yılbaşı ve Noel kutlamalarında ki belirleyici unsur takvimsel döngü ve zaman dilimidir. 19. yüzyılın ürünü olan ve son dönemde internet sayesinde popülerleşen Ayaz
“Derdini sev Allah’tan ikramdır. Sakin ol ; Bil ki imtihandır.”
Alıntı
Reklam
Reklam