Rönesans'ı üç büyük İtalyan usta temsil eder: Sanatçı ve mucit Leonardo da Vinci (1452-1519), ressam ve heykeltıraş Michelangelo (1475-1564) ve ressam Raffaello (1483-1520). Ama Rönesans tüm Avrupa'yı etkiledi. Hümanistlerin tanınmış lideri Hollandalı Desiderius Erasmus (1466-1536) idi, dönemin en büyük romanını Fransız François Rabelais (1494-1553) yazdı ve Kilise'nin öğretilerinin aksine gezegenlerin güneşin etrafında döndüğünü Polonyalı Nikolas Kopernik ortaya çıkardı.
Ölümü karşımda gördüğüm zaman, aklıma ne Meryem geldi ne de Ayos Nikolas! Kuluri'ye doğru döndüm karımı hatırladım ve şöyle bağırdım: "Ah ulan Katerina!"
Felaketten hemen sonra arka arkaya iktidara gelen hükümetler ile Yunanistan'da karışık bir devlet yapısı etkili oldu. 1922 Eylül'ünün ortasında Nikolas Plastiras ve Stylianos Gonotas liderliğinde bir grup subay iktidarı ele geçirdi ve 25 Mart 1924'de Cumhuriyetin ilanına kadar tahtta kalan Kral Constantine'i halefi George lehine tahtı terketmeye zorladılar. Devrim komitesi Venizelos'u Lozan'da 1 1 Kasım 1922'de başlayan barış görüşmelerindeki tartışmalarda Yunan çıkarlarını temsil etmekle görevlendirdi; aynı zamanda 1 5 Kasım 1922'de altı sivilin ve ulusal felaketten sorumlu tutulan subayların duruşmaya getirilip infazlarının yapılması trajedisinin kefaretini ödemeye çalıştı. Nüfusu güç bela beş milyona varan ve ekonomisi sendeleyen, devlet mekanizması karışıklık içinde olan, politik kriz ve sosyal huzursuzluklar altında boğulan Yunanistan, bir milyon sefil insanın gelmesi ile çok büyük sorunları çözmek gibi bir görevle karşı karşıya kalır.
Ulan çocuklar, size deniz üzerine yemin ederim ki, Ölüm’ü karşımda gördüğüm zaman, aklıma ne Meryem geldi, ne de Ayos Nikolas! Kuluri’ye doğru döndüm, karımı hatırladım ve şöyle bağırdım: Ah ulan Katerina! Şimdi senin yatağında olsaydım!
"Gelmişsin, oturmuşsun, üç yüz sene idare etmişsin be adam, bari geride bir şeyler bırak! Şuraya bak, Lala Paşa Camisi, öyle mi? Yok, efendim, San Nikolas Katedrali!" homurdandı Halo Dayı.
"Nerede bulmuş bir kilise, dikmiş tepesine bir minare, olmuş cami!" dedi berber.
"Lefkoşa'daki hanla, Bedesten dışındaki osmanlı eserlerinin sayısı bir elin beş parmağını geçmez!''
"Yok geçmez!" yankıladı berber.
Nikolas Roerich ile şahsen tanışıyar
ve görüşüyordu. Fakat bazen çok garip davranışları
olurdu. Hele yaşamının son döneminde... Olağanüstü bir kadındı.
Eşine az rastlanır entelektüelliğe sahip ve sezgileri de
çok güçlüydü