Güneşle ay, denizle kara gibi, biz de birbirimize yaklaşmakla görevlendirilmiş değiliz. Bizler sevgili dostum, güneş ve ay gibiyiz, deniz ve kara gibi. Amacımız iç içe geçmek, birbirimize dönüşmek değil, birbirimizi tanımak, birbirimizi gerçekte nasılsak öyle görüp buna saygı duymak, yani birimizin ötekinin karşıt ve bütünleyici parçası olduğunu bilmektir.
Sayfa 48 - Yapı Kredi Yayınları, Modern Klasikler, Çev. Kâmuran Şipal, 16. Baskı.·Kitabı okudu
Ne diye böyle bir sevi insanı, ince ve zengin duyularla donatılmış böyle bir kimse, bir çiçeğin kokusunu, bir sabah güneşini, bir atı, bir kuşun uçuşunu, bir müzik parçasını böylesine yürekten yaşayıp sevebilen biri, ne diye böyle bir kişi manevî bir yaşama adamıştı kendini, dünyadan el etek çekmeyi aklına koymuştu, bunun üzerinde çok kafa yordu Narziss.
Sayfa 42 - Yapı Kredi Yayınları, Modern Klasikler, Çev. Kâmuran Şipal, 16. Baskı.·Kitabı okudu
"- Bu kadar sinirli bir köpeği buraya kadar getirmeyi nasıl başardınız Filip Filipoviç? ...
- Sevecenlikle, efendim. Yani canlı varlıklara yaklaşırken mümkün olan tek yöntemle. Canlılar söz konusuysa terörle bir yere varılmaz. Hangi gelişmişlik seviyesinde olursa olsun. Her zaman bunu iddia ettim, ediyorum ve edeceğim. Terörden boşa medet umuyor onlar. Hayır efendim, hiç faydası olmaz. İster beyaz, ister kızıl, isterse de kahverengi! Terör sinir sistemini tamamıyla felç eder..."
Sayfa 19 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 11. Basım, Çev. M. Kemal Yılmaz·Kitabı okudu