Elif Yankı

Elif Yankı
Bir Yüzleşmenin Anatomisi
Puan vermedi·328 syf.··
2026 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 23:46
Romanın merkezinde dört karakter var: Ressam olan büyük kız (anlatıcı), gerçeği inkâr eden ama içten içe kırılgan anne, aile içindeki dengeyi bozmamaya çalışan küçük kız ve ailedeki asıl görünmeyen ağırlık olan baba. Özellikle baba, geçmişte yaşanan travmanın merkezinde yer alan ama aile içinde sessizlik ve inkârla korunan bir figür olarak hikâyeyi belirler. Bu kitap, yıllar sonra ülkesine dönen bir kadının hem annesiyle hem de bastırılmış geçmişiyle yüzleşme çabasını anlatan psikolojik bir romandır. Roman, yüzeyde bir anne–kız hikâyesi gibi görünse de aslında çok daha derin bir meseleye dokunuyor: hatırlamak, inkâr etmek ve hayatta kalmak. Büyük kız geçmişte yaşadığı travmayı dile getirmeye çalışırken aile tarafından dışlanıyor; küçük kız ise bu düzenin içinde kalarak kabul görüyor. En sarsıcı nokta ise annenin konumu: Her şeyin farkında gibi ama gerçeği kabul ederse hayatının çökeceğini bildiği için susmayı seçiyor. Roman boyunca kesin ve tek bir “gerçek”e ulaşmak mümkün değil. Anlatıcı parçalı hatıralarla, eksik ve çelişkili anılarla ilerliyor. Montana meselesi gibi bazı olaylar da netleşmek yerine daha çok belirsizliği artırıyor. Okur da tıpkı anlatıcı gibi neyin tam olarak yaşandığından emin olamıyor. Bu kurgunun içinde kendimi düşündüğümde ise kaçınılmaz olarak şu soru ortaya çıkıyor: “Ben olsam nerede dururdum?” Johanna’nın aldığı karar bu anlamda oldukça cesur ve radikal. Kendi gerçeğini savunmak uğruna ailesiyle arasına mesafe koymayı göze alıyor. Ben kendi benliğimden ve gerçeğimi aramaktan vazgeçmezdim; ancak her şeyi arkamda bırakıp tamamen kopup gitme cesaretini gösterip gösteremeyeceğim konusunda aynı netlikte olamayabilirim. Bu da romanın en zorlayıcı taraflarından biri: doğru ile dayanılabilir olan arasındaki farkı sürekli sorgulatması. Sonuçta bu
Alıntı
Annem Öldü müVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20251,794 okunma
Reklam
Bir önyargının yıkılışı-Ayfer Tunç ile barışma
10/10
·440 syf.··
2026 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 04:04
Ayfer Tunç’la daha önce tanışmıştım ama açıkçası aramızda bir bağ kuramamıştım. Okuduğum kitabını beğenmemiş, hatta “bir daha okumam” demiştim. Fakat son zamanlarda garip bir şey oldu: Ayfer Tunç’un adı sürekli karşıma çıkmaya başladı. Önerilerde, paylaşımlarda, listelerde… Özellikle Annemin Uyurgezer Geceleri. Sanki sosyal medyada herkes bu kitabı okuyordu. Bu kadar ısrar tesadüf olamaz diye düşündüm ve yazara bir şans daha vermeye karar verdim. Kitabı sipariş ettim ve okumaya başladım. Ve sonra… Okudum mu, yedim mi, yoksa bir aşk mı yaşadım, hâlâ emin değilim. Bildiğim tek şey var: son zamanlarda okuduğum en keyifli okumalardan biri olduğu. Sayfalar aktı gitti, ben de onlarla birlikte. Ayfer Tunç bu kitapta yazarlıkta gerçekten arşa ulaşmış. Anlatımı, dili, üslubu öyle güçlü ki insan kendini hikâyenin içinde buluyor; karakterlerin nefesini hissediyor. Metin çok katmanlı, derinlikli; yüzeyde bir aile hikâyesi okurken, alt katmanlarda insan ruhunun en kırılgan, en karanlık yerlerine dokunuyorsunuz. Psikolojik tahliller son derece çarpıcı, karakterler sahici ve çok güçlü. Her biri zihnimde yer etti, kitap bitse bile benimle kalmaya devam ettiler. Bu kitap sadece anlatmıyor; derdi olan, söyleyecek sözü olan bir metin. Aile, geçmiş, suçluluk, suskunluk, bastırılmış duygular ve kuşaklar arası aktarım büyük bir ustalıkla işlenmiş. Okurdan dikkat istiyor ama karşılığında güçlü bir edebi tat, hatta bir yüzleşme sunuyor. Kısacası, Ayfer Tunç’la barıştım. Hatta hayran oldum. Annemin Uyurgezer Geceleri, etkisi uzun süre geçmeyen bir okuma deneyimi. Bundan sonra Ayfer Tunç benim için sadece bir öneri değil, bilinçli bir tercih. Velhasıl okuyunuz efendim asla pişman olmayacaksınız.
Alıntı
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267bin okunma
Okumasam da olurmuş dediğim kitaplardandı.
6/10
·168 syf.··
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 21:27
Kitap fazlasıyla öfke yüklü; bu öfke derinleşmek yerine sürekli tekrar ederek okuru metnin dışına itiyor. Karakterlerle bağ kurmak zor, hatta yer yer imkânsız. Sarsmak isterken yoruyor, düşündürmek yerine tüketiyor. Benim için etkileyici değil, aksine itici bir okuma deneyimiydi.
Alıntı
Boş DolaplarAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20223,327 okunma
Siz hiç bir kitabı okurken baştan sona ağladınız mı?
10/10
·208 syf.··
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 13:32
Siz hiç bir kitabı okurken baştan sona ağladınız mı? Eğer babanızı yenice kaybettiyseniz, yazarın babası gibi bir bahçesi varsa ve kış ayında öldüyse… yani aranızda birden fazla benzerlik varsa, bu kitabı okurken ağlayacaksınız demektir. Bahçıvan ve Ölüm benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Daha ilk sayfalardan itibaren bir roman değil, bir yas günlüğü okuduğumu hissettim. Kitap boyunca yazarla güçlü bir duygudaşlık kurdum; bazı sayfalarda durup nefes almam gerekti. Bu kitap, bir babanın ölümünün ardından geride kalan oğlun hatıralarla, suçlulukla, pişmanlıkla ve sevgiyle verdiği içsel mücadelenin anlatısı. Yazar babasını idealize etmiyor; onu tüm eksikleriyle, sertliğiyle ve suskunluklarıyla ele alıyor. Bu dürüstlük metni sarsıcı kılıyor. Bahçe metaforu ise kurulamayan cümlelerin ve yarım kalan duyguların güçlü bir sembolüne dönüşüyor. Teknik açıdan kitap sade ve bilinçli bir dile sahip. Gösterişten uzak cümleler, parçalı anlatı yapısı ve anılarla bugün arasında gidip gelen zaman kurgusu yasın zihinsel dağınıklığını çok iyi yansıtıyor. Kısa bölümler ve tekrarlar metnin ritmini belirliyor; okura sürekli bir iç konuşmanın içindeymiş hissi veriyor. Bahçıvan ve Ölüm kolay bir okuma değil. Özellikle kayıp yaşamış okurlar için ağır olabilir. Ama tam da bu yüzden kıymetli. Acıyı güzelleştirmeden, hafifletmeden anlatıyor. Bu kitap bir yasla vedalaşmaktan çok, yasla yaşamayı öğrenmeye dair. Bitirdiğimde çok ağladım ama aynı zamanda hafiflemiştim. Çünkü bazı kitaplar sadece okunmaz; insanın içindeki yaraya sessizce oturur. Bu kitap onlardan biri.
Alıntı
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,3bin okunma
Deliler Ülkesinde akıl bir kusur sayılırmış.
9/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2021 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2021 22:47
İçinde felsefe, sosyoloji, psikoloji, din barındıran okurken insanı yormayan bir sürükleyicilik ile aynı zamanda insana kendini ve toplumu sorgulatan hikayeden uzun romandan kısa çehov'un novellasıdır. Yazar sorunları görmezden gelen duyarsız aydın insanın çöküşünü anlatır. Bizi deliliğe sürükleyenler mi daha deli yoksa bu düzenin bozukluğundan ve onu yıkmaya gücü yetmeyenler mi? her soruna gözlerini kapatanlar mı daha suçlu yoksa bu sorunlarla yaşamayı reddedenler mi? Bittiğinde "keşke biraz daha devam etseydi" dedirten ve üzerine bolca süşündğren bir eser. Tadı damağınızda kalıyor, biraz daha okumak istiyorsunuz. Daha iyi anlaşılabilmesi ve gerekli tadı alabilmek için bir kereden fazla okunması gereken vurucu ve derin bir kitap. Keyifli okumalar dilerim.
1000Kitap
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Reklam