Ayfer Tunç’la daha önce tanışmıştım ama açıkçası aramızda bir bağ kuramamıştım. Okuduğum kitabını beğenmemiş, hatta “bir daha okumam” demiştim. Fakat son zamanlarda garip bir şey oldu: Ayfer Tunç’un adı sürekli karşıma çıkmaya başladı. Önerilerde, paylaşımlarda, listelerde… Özellikle Annemin Uyurgezer Geceleri. Sanki sosyal medyada herkes bu kitabı okuyordu. Bu kadar ısrar tesadüf olamaz diye düşündüm ve yazara bir şans daha vermeye karar verdim. Kitabı sipariş ettim ve okumaya başladım.
Ve sonra… Okudum mu, yedim mi, yoksa bir aşk mı yaşadım, hâlâ emin değilim. Bildiğim tek şey var: son zamanlarda okuduğum en keyifli okumalardan biri olduğu. Sayfalar aktı gitti, ben de onlarla birlikte.
Ayfer Tunç bu kitapta yazarlıkta gerçekten arşa ulaşmış. Anlatımı, dili, üslubu öyle güçlü ki insan kendini hikâyenin içinde buluyor; karakterlerin nefesini hissediyor. Metin çok katmanlı, derinlikli; yüzeyde bir aile hikâyesi okurken, alt katmanlarda insan ruhunun en kırılgan, en karanlık yerlerine dokunuyorsunuz. Psikolojik tahliller son derece çarpıcı, karakterler sahici ve çok güçlü. Her biri zihnimde yer etti, kitap bitse bile benimle kalmaya devam ettiler.
Bu kitap sadece anlatmıyor; derdi olan, söyleyecek sözü olan bir metin. Aile, geçmiş, suçluluk, suskunluk, bastırılmış duygular ve kuşaklar arası aktarım büyük bir ustalıkla işlenmiş. Okurdan dikkat istiyor ama karşılığında güçlü bir edebi tat, hatta bir yüzleşme sunuyor.
Kısacası, Ayfer Tunç’la barıştım. Hatta hayran oldum. Annemin Uyurgezer Geceleri, etkisi uzun süre geçmeyen bir okuma deneyimi. Bundan sonra Ayfer Tunç benim için sadece bir öneri değil, bilinçli bir tercih. Velhasıl okuyunuz efendim asla pişman olmayacaksınız.