Her birimiz diğerlerine kendi içimizdeki dünyayı, sanki dış dünyaymış gibi zorla kabul ettirmeye çalışıyor, diğerlerinin de onu ille de bizim bildiğimiz biçimde görmesi gerektiğinde ısrar ediyor ve böyle yapmadıkları takdirde var olamayacaklarını iddia ediyoruz.
Herkesin size neden iradenizde kararlı ve duygularınızda tutarlı olmanızı var güçleriyle öğütleyip durduklarını sanıyordunuz ki? İrademizde az da olsa bir sendeleme, duygularımızda az da olsa bir bocalama ya da minicik bir değişim mi gözlendi? O halde elveda gerçekliğimiz! Gerçeklik sandığımız şeyin, bizim yanılsamamızdan başka bir şey olmadığını bir anda fark ediveririz.
O bir anlığına hayal meyal beliren görüntü bana mı aitti? Ben tam da böyle miyim; dışarıdan bakıldığında -yaşarken- yani kendimi düşünmediğim zamanlarda böyle miyim ben? Demek ki başkaları için, tanıdığımı sandığım ben değil, kendisini aynanın yansımasında ele veren o yabancıyım: İlk bakışta benim dahi tanıyamadığım o kişiyim. Bir anlığına beklenmedik şekilde görmemiş olsam, yaşadığını göremeyeceğim o yabancıyım ben. Yalnızca başkalarının görüp tanıyabileceği, benimse göremeyeceğim bir yabancı.