Esra Duran

Esra Duran
@nimrodel
Le vent se lève ! … Il faut tenter de vivre!
9/10
·192 syf.·
2020 5. kitabı
Peter Pan Bir masal, bir gerçek, bir ilham. Kimi çocukluğunda, kimi içindeki çocukla tanımıştır onu. Yazar James Barrie’nin kendi yaşayamadığı çocukluğunun izleri. Asla büyümek istemeyen bir kahraman. Misafir olmak ister misiniz bu ülkeye? Orası olmayan ülke. Hani vardır ya hayallerinizdekilerden. Ama dikkat! Ülkeye adımını atan geriye dönemez, çünkü bir kere orayı görmüştür artık. James Barrie, İskoç yazar, dünyamızdan yaşayıp geçen nazik yüreklerden birisi. Hayatında yaşadığı zorluklar hayal gücüne ilham olmuş. Küçük yaşta abisi ölmüş ve annesi bu bunalım ile James’i kaybettiği oğlu yerine koymuş. Kayıp giden kendi çocukluğu yüzünden olsa gerek hep çocuk olarak kalmış. Fiziken de boyu, rahatsızlığı sebebiyle, 1.42 civarı imiş. Annesinin psikolojik durumu onu hem zihinsel hem de fiziksel olarak etkilemiş. Peter Pan işte bu daimi çocukluğun bir ürünü. Wendy, John ve Michael ile dostluğun yolculuğu. Peter Hiçbir yer’de yaşamaktadır. Bir akşam Wendy’nin annesinin çocuklara okuduğu hikayeyi duyar. Camdan gizlice dinler. Anlatılan hikayeleri dinlemeyi ve onları Hiçbir yer’deki çocuklara anlatmaya bayılır. Wendy ile de böyle tanışır. Ve üç çocuğa ülkelerine gelmeyi teklif eder. Öncelikle onlara uçmayı öğretmesi gerekmektedir. Çocuklar zorlanırlar en başta ama eğer kötü düşüncelerinden sıyrılıp sadece mutlu şeyleri düşünürlerse gerçek olacaktır, ki bilirsiniz çocuklar için en kolay şeydir mutlu olabilmek. Üzerlerine biraz da peri tozu serperseniz işte tamamdır. Ama Peter’in bir huyu vardır; kolayca unutuverir her şeyi. Hiçbir yer; kayıp çocukların, kızılderililerin, perilerin, korsanların diyarıdır. Tabi her çocuğun hayaline kattıkları ile dönüşür, evrilir. Kaptan Kanca, Peter’in ebedi düşmanı, bir kavgalarında Peter onun elini kesmiş ve elinin yerine kocaman bir kanca
Edebiyat
Peter PanJ. M. Barrie · İş Bankası Kültür Yayınları · 20199,3bin okunma
Reklam
Bir Yıl
10/10
·52 syf.·
2019 42. kitabı
"Kendimizi kaybetmezsek kaybolur gideriz." Kendimiz dediğimiz nedir acaba? Kaybetmek nasıl olur? Bir hayata orta sayfasından başlar gibi okursak bir kitabı, dahil olabilir miyiz içine? Yolculuk hakimiyetini kim kazanır yolda, benlik mi yoksa gidilen yol mu? Dönüş mevcut mudur, o kadar yoldan sonra? Ya yol aynı yere varıyor ise... Bir kitap okuduktan sonra bir imge belirir aklımda. Her sayfanın bir rengi olur, bazen canlanır bazen kararır. Ve bir çok soru biriktirir o renkler bana. Yazarın hayatına dair birkaç ipucu... İç dünyasının manzarasına bir göz atıveriririm. Bazen bir trene binerim o yazarla. Uzun bir yolculuğa çıkmışız gibi. Anlattıkları belirler mevsimi.  Jean Echenoz idi bu kez bana eşlik eden. Bir kadından bahsediyordu. Giden. Hiçbir şey anlatmadı önce, sanki kadının hayatına orta yerinden başlamışız gibi. Yola çıkmış bir kadın. Gitmek eyleminin hareketini, oluşunu, işini bildiren ama nedenini bir bilinmezliğe kaptıran bir kadın. Hayatın her aşamada nasıl yaşanabileceğine dair bir çok öneri verdi sanki bana. İmkan dahiline sığan bir çok olasılık gördüm. Her halükarda yaşamaktan bahsetti sanki. Arıyor muydu bu kadın? Kaçıyor muydu? Yaşamıyordu aslında kadın. Yaşamı sınıyordu. Gerçeklik ve illüzyon arasındaki gidiş geliş karmaşası, toplumdan soyutlanmasını getiriyordu peşisıra. Defalarca sordum kendime dinlerken "Hani çok istediğin başını alıp gitmek fikri var ya, onu bu şekilde göğüsleyebilir misin?" diye. Jean Echenoz saklıyordu hep bir şeyleri. Seziyordum ama bir türlü çözemiyordum. Anlattığı kahramanın bunca kayıtsızlığı ama bir yandan belirsiz arayışı merak içine sevk ediyordu beni. Bu hayali tren yolculuğunda, nerede ineceğini dahi bilmiyordum Echenoz'un. "Bir yıl," diyordu, "hayat süresi için kısa, içine konulabilecek gece ve gündüzler için ve hatta
Edebiyat
Bir YılJean Echenoz · Helikopter Yayınları · 2012160 okunma
9/10
·192 syf.·
2019 31. kitabı
Gin: Gümüş, Tama: Ruh. Yani gümüş ruh anlamına gelen bu güzel manga, absürd komedinin eşi benzeri az bulunacak bir örneği desem yeridir. Komedi türü aslında herkese hitap etmez ama herkes gülmeyi sever. Ben de sevmeyen tarafta olduğumu düşünüyordum ta ki bana hitap edeni bulana dek. Ve manga başlar. Bir zamanlar samuray ülkesi olarak anılan ülke, şimdi uzaylıların gemilerinin gökyüzünde gezdiği ve onların boyunduruğu altında halkın yaşadığı bir yer haline gelmiştir. Gerçek kılıç taşımak yasaktır ve samuraylar kendi ülkelerinde ezilerek yaşamaktadır. Şimdiye kadar pek de komedi olduğu söylenemez ama ana karakter Sakata Gintoki ile tanışana kadardır bu. Gintoki eski bir samuraydır, istila sonrası para karşılığı her işi yapmaktadır. Macera da böylece başlar. Her işi yapmak sözünün karşılığı tam anlamıyla karşılanır. Yorozuya denilen çalışma yeri, Gintoki'nin yaşamına adım attırır bizlere. Gintoki umursamaz, sorumsuz, tembel, sadist, tatlı düşkünü, hayaletlerden korkan ve koltuğa uzanıp manga okumaktan zevk alan biridir. Mangalardaki ana karakterler gibi olmak ister:)) (Buraya bir not düşmek gerekirse gördüğüm en sağlam ana karakterdir, kendisi pek bilmese de.) Diğer karakterlerde mangaya girdikçe rengarenk bir dünyanın sizi beklediğine emin olabilirsiniz. Kagura'nın mangaya kattığı sevimlilik ve yeri geldiğinde psikopatlık komedinin kapılarını sonuna kadar açar. Shinpachi düz bir karakterdir, her mangada olan ama o olmasa olayları kim açıklayacak bize? Gözlükleri az çekmemiştir diğerlerinin dilinden. Gin Tama, kurgusal olarak konu bütünlüğüne sahip aslında ama bu bütünlük tamamı bittiği vakit sağlanıyor. Başlangıçta kısa konular halinde olaylar işleniyor ama arka planda süren ana konu, ilerledikçe daha iyi hissediliyor. Komedi türü baskın olsa da aksiyon ve dram
1000Kitap
Gin Tama, Vol. 1Hideaki Sorachi · VIZ Media LLC · 20077 okunma
Bir Adaya Düşersek Berrak Bir Zihin Almak Gerek Yanımıza
9/10
·170 syf.·
2019 33. kitabı
Bir muammadır yaşam. Muammadır ölüm. Muallakta kalan bilgiler topluluğu ile hangi gerçekliğe erişebilir ki insan? En özüne indikçe varlığın nefesini duyuran bilgi hangisidir? Varlığı fena hale eriştirip sırlara vakıf edecek olan nedir? Önceden beridir düşünürüm; bir yerde doğmak elimde değildi, ailemin dini elimde değildi, bilgilere erişip erişemeyeceğim elimde değildi. O halde dini seçebilecek yetiye nasıl sahip olabilirim? Dünyanın bir ucunda, kendi kabile dansları ve yaşam ritüelleri dışında bir bilgiye sahip olmayan insanlarda din veya inanç gibi bir kavramdan sorumlu mudur? Hay bin Yakzan kitabı, işte tamda bahsettiğim dünyanın ortasında, bir adada bulunan birinin hikayesi.  Dünyaya gelişi varsayımlara sahip olsa da her halükarda kendi kendine yolculuğun, nesnelerden ruha, ruhtan evrene, evrenden Özne'ye varan bir ömrü uzun saymaya yetecek bir yolculuğun hikayesi. Her şey düşünmek ile başlıyordu. Düşünmenin dilini çözen insan için arayışındaki keşif gözleri her daim diri kalıyordu. Ateş, toprak, hava, su. Dört elementten bitkilere, oradan daha karmaşıklaşarak hayvanlara erişen, cisimleri ayırt edebilme, onların yetkinliklerini fark edebilme süreci en son kendine dönüyordu. Gövdesi ve onun kabiliyetlerini kavrarken ölümle karşılaşan Hay için gövdenin değeri yitiyordu. Değerli olanın, bir müddet gövdede bulunup onu terk eden şey olduğunu anlıyordu. Gerçek manada çabası ve düşünmesinin saydamlığı Hay için her bir basamağı çıkmasında ışık oluyordu. Nesneler ve duyulur dünya içerisinde sıkışmış halde iken "Nesnelere sahip oldukları yetileri veren güç nedir?" sorusu yönelişini yükseltiyordu. Algılanabilen ve aitliğin olmadığı bu dünyadan içinde barındırdığı şeyin ait olduğu yere kanatlanışı idi bu yükselişe sebep. Ve evren koskaca bir cevaptı önünde. Evren var oluşu
Edebiyat
Hay bin Yakzanİbn-i Sina · Yapı Kredi Yayınları · 20246,3bin okunma
Rosshalde*
10/10
·168 syf.·
2019 17. kitabı
Nasıl söylemeli, nasıl başlamalı bu kitaba acaba? Normalde etkisi altına alsa dahi kitap, gün geçtikçe o hissiyat kaybolur. Ama Rosshalde gün geçtikçe hisleniyor, anlamlanıyor. Bu kadar hissi mevcut olunca da bir iki kelime insan kendinden bir şeyle tanımlamak istiyor yapabildiğince. Hermann Hesse derin bir yazar her şeyden önce. Ve karakterleri akılda kalıcı oluyor. Knulp mesela... Zaman geçse de eskimeyecek bir karakter. Az buçuk herkesin kendine rastlayacağı. Bu kitap ise yıkık bir aile üzerine kurulu. Bay Veraguth, Adele, Albert ve Pierre... Bay Veraguth'un ressam oluşu kitabı bazen adeta bir tabloya çeviriyor. Hesse'nin ressamlığı işte o satırlarda konuşuyor. Zaten kapaktaki resimde Hermann Hesse'ye ait. Rosshalde olsa gerek. Kitabın farklı bir atmosferi var, farklı bir dokusu var. Kelimeler piyanoda yan yana sessiz tuşlar gibi, usta bir elin dokunuşu ile müzikale dönüşüyor. İmgesel cümleler yeri geldiği zaman iğreti edebiliyor doğrusu. Sürekli ve kendini göstermeye çalışırcasına bir çaba ile olunca ama serpiştirilmiş halde ve yerinde kullanımla anlatımı zirveye taşıyor. Hermann Hesse'nin anlatımı bana açık bir havada yıldızların altında hafif esen rüzgarın dokunuşunun tadını veriyor. Hesse ve güzel anlatımından sonra kitaba döner isem; bir aile var tüm kitapta. Baba Veraguth bir ressam, kendisine sanatı koza yapıp içine saklanmış ve bununla hayatının hoşlanmayan yanlarını göz ardı eden. Oğlu Pierre'e çok bağlı ve o olmasa bir adım orda durmayacak biri. İçine kapanmış halinde bir çok duygu var aslında. Karısı ile istediği gibi gitmeyen evliliği daha doğrusu karısının umduğu gibi biri olmayışı, aileyi birbiri ile yaşamak zorunda olan insanlar haline getirmiş. Atölyesindeki yağlı boya kokusu bastırmış hepsinin üstünü. Adele, karısı, sessizliğinin içinde bir
Edebiyat
RosshaldeHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 2019845 okunma
Reklam