sirueto

sirueto
silentium
16 kütüphaneci puanı
238 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
Felsefede belki de en rahatsız olduğum şey filozofların daima çok kalburüstü oluşu -belirli dönemin bilinen kişileri, illa ki istisnası var-. Belirli konuların üzerine düşünebilmek için temel yaşam
Reklam
Baran-ı Bahar
Bir gün gelir, müzeyyen ağaçlar, şuh çiçekler, yeşil çayırlar bir nefha-i müncemide-i şitâ ile kuruyarak, solarak, sarararak harap olurlar; yapraklar düşer, çiçekler teverrüm eder, çayırlar çatlar: Tabiat ölür. Fakat sonra bir gün, hınçlı yağmurlardan sonra yine bir gün bu ağaçlar çiçeklenir, çayırlar titreşerek serpilirler; bir hayat-ı nev, bir ra'şe-i zindegî, bir taravet-i emel gelir: Yeniden bahar olur. Benim de müzeyyen ümidlerim, nihayetsiz emellerim, mes'ud aşklarım; gizli kederlerin, gayr-i mahsûs elemlerin dest-i kahrında kurudu, soldu, sarardı: Ruhum Öldü. Fakat benim ruhumun, benim zavallı ruhumun baharı gelmiyor.
Mehmet Rauf
Mehmet Rauf
Şiir
Tevfik Fikret’in Süleyman Nazif’e yazdığı mektup
“Umutsuzluk. Umutsuzluk. Umutsuzluk. Umutsuzum kardeşim. Korkunç bir kızgınlık bunalımı içindeyim, sönüyorum. Bu biraz daha sürerse eyvah! Nedenini söyleyeyim mi? Fakat bu o kadar tuhaf ki, gülersiniz diye korkuyorum, kimi zaman kendim bile kendi halime gülüyorum. Koca bir dünya içinde yalnızım Nazif! En yakın arkadaşlarımın arasında sokağa çıplak çıkmış bir adam duygusuyla titriyorum, herkesin vicdanı kapalı örtülü, yalnız ben çıplak. Herkes hiç olmazsa üniformalarla –ne diyeyim- mayasını sürdürüyor. Herkes zamanın alçak süslerine bürünebiliyor. Herkes namuslu geçinerek alçak yaşamanın kolayını buluyor. Herkes bu rezalet havasında nefes alabilmek için bir kolaylığa, bir çareye, bir büyüye sahip.”