“ beni çok özlemiş ve sabırsızlıkla bekliyor olmalıydılar, diye düşünüyordum. ama büyük bir düş kırıklığı ile karşılaştım “ kitabın giriş cümlesi insanı binbir yerinden bıçaklamaya yetiyor. bazen bir yerlere gider geri döndüğümüzde insanların değerimizi anlayacağını sanırız ama insanlar değişmez. uzaklara gitmenize neden olan insanlar o uzaklardan döndüğünüzde de sizi umursamamaya devam eder çünkü onların ilgi alanında değilsinizdir. Aleksey’in kitap boyunca Polina’ya aşık olduğunu söyleyip durması ama polinaya blacheyi tercih edip Paris’e gitmesi kadar rezil bir durum yoktu kitapta. Çok kısa bir kitap olmasına rağmen yine aşırı uzatılmış tadı verdi bana. Acele ile yazıldığı çok belli oluyor. İlk defa okuduğum bir Dostoyevski kitabını beğenmedim ve dinlene dinlene okudum. Karakterler çok itici geldi, hiçbirinin yaptığında doğru düzgün bir anlam bulamadım. Kitabın sonunda verilen mesaj hoşuma gitti sadece. Kitabı genel anlamda beğenmedim.
Ah insan kısmı böyledir! Bilhassa genç kısmı böyledir. İnsan başkalarının yaşadığı tecrübelere güvenemez, güvenmek için ise hazır denenmiş olanları bizzat denemek ister ve halbuki bu tecrübeden, pişmanlıktan başka bir şey hasıl olmaz.
İnsanoğlunun yaratılışının gereğidir; insan kendi mutluluğundan yalnız kendinin haberdar olmasıyla kanaat etmez, herkesi de haberdar etmek ister. Hatta bir insan esasında mutlu değilse bile, etrafa kendi mutluluğunu inandırmak için hilekârlığa ve yalancılığa bile düşer.