°•●Ben bir kadın tanıdım. Sevdiği adamın sigarasının dumanı olup ciğerlerine işlemek isterken her defasında izmariti olmuştu, ayaklar altında ezilen... Sabret deyip sabrederdi, geçer derdi geçmezdi. Kafam katliam.
“Aynadaki kadın benim zıttım.” demişti. “Ben ne kadar ev haliysem, o o kadar sokak. Ben sokulgan isem, o başını alıp giden. Ben gündüzüm, o gece. Çapkın, güçlü, özgür.”
Fazlasıyla değişik bir kitap ama insanın okudukça okuyası geliyor. Konuya pek hakim olunamasada yer yer kalbinize dokunabilir. Kesinlikle okunmalı diyebileceğim bir kitap değil ancak bu tür kitap severlerin okuması gereken bir kitap. Müzeyyenin bana benzemesi beni benden aldı.
“Önce Kelime vardı,” diye başlıyor Yohanna’ya göre İncil. Kelimeden önce de Yalnızlık vardı. Ve Kelimeden sonra da var olmaya devam etti Yalnızlık… Kelimenin bittiği yerde başladı; Kelime söylenemeden önce başladı. Kelimeler, yalnızlığı unutturdu ve Yalnızlık, Kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler, Yalnızlığı anlattı ve Yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. Yalnız Kelimeler acıyı dindirdi ve Kelimeler insanın aklına geldikçe, Yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu.
-Oğuzcum Atay