Dünya, sıradan bir gezegen değildir! Orada yüz on bir kral, yedi bin coğrafyacı, dokuz bin iş adamı, yedi buçuk milyon ayyaş, üç yüz on bir milyon kibirli; yani toplam olarak iki milyara yakın yetişkin vardır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sonunda öğrendiğim kadarıyla bütün gezegenlerde olduğu gibi, Küçük Prens'in gezegeninde de yararlı ve zararlı otlar bulunuyordu. Neticede iyi tohumların iyi otları, kötü tohumların da kötü otları olacaktı. Fakat tohumlar gözle görünmezler. Toprağın derinliklerinde uyurlar. İçlerinden biri uyanmayı akıl eder, o zaman gerinir ve utanarak güneşe doğru, sevimli bir filiz uzatır. Bu bir turp veya bir gülfidanının filiziyse onu, dilediğince büyümesi için serbest bırakmak gerekir. Ancak bu zararlı bir bitkiyse, mümkün olan en kısa zamanda, hatta ne olduğu anlaşılır anlaşılmaz onu söküp atmak lazım.
Şimdi sormak isterim yüzyıllar öncesinde, dünyanın alelade bir yerinde bu yaşam suyundan çoktan içmiş olan birine, nedir doğmak ve yaşamak, ölmek, unutulmak? Sonra nedir bu hengame bu sonsuz ışığın içindeki küçük, tiksindirici ve korkunç kibirlerde? Güneşin doğuşuyla doğan, uyanıp hafif telaşla günün işlerine kaptırırken kendini, o da düşünür müydü acaba kendisinin de gelip geçtiğini sarsıcı bir hızla bu dünyadan?