Ben çoktandır bedenim burada; aklım, ruhum öbür tarafta yaşıyorum. Tüm dünya yerle bir olurken, insanın kendisi için çalışması bir suç. Günümüzde artık hiç kimse sadece kendisi için hissedemez, kendisi için yaşayamaz.
Onların karşısında titrediğimi mi düşünüyorsun? Onlar hiçbir şey değil, gerçekten içimde olmadıkları sürece sadece hava ve sözcükten ibaretler, yani hiçbir şey değiller. Fakat ben kendimin karşısında titredim, çünkü beni çağırdıklarında hemen gideceğimi biliyordum."
"Ferdinand, gitmek istiyor musun?"
"Hayır, hayır, hayır," dedi
ayaklarıyla sertçe yere vurarak, "istemiyorum, istemiyorum, içimdeki hiçbir şey de istemiyor, hiçbir hücrem istemiyor. Fakat kendi irademe rağmen gideceğim, *onların güçlerinin korkunçluğu da bu değil mi zaten; insanın kendi iradesine, kendi inancına rağmen onlara hizmet etmesi değil mi, korkunç olan?* Keşke karşı koyabilecek iradem olabilse fakat insanın eline böyle bir yazı geçince iradesi uçup gidiyor, itaat etmek mecburiyetinde kalıyor. Tıpkı öğretmen seslen diğinde ayağa kalkıp titreyen bir okul çocuğu gibi."