Köprüler kurulur içimde nûrdan
Yollar gül yaprağı, yollar buhurdan
Tutunduğum tek yer kıblegâh olur
Akşam bende kutlu bir sabah olur
Dünde kalan umut yarında saklı
Ellerim toprağın bağrında saklı
Ben de bir ankanın bakışlarında
Yürürüm bu aşkın yokuşlarında
Kalbimde iz kalmaz kinden, gururdan
Köprüler kurulur içimde nûrdan
Yıllarca bahçemde öten bülbülün
Her seher konduğu dalı kopardın
Uzattıkça sana boş ellerimi
Birer birer yıktın hayallerimi
Bilmem, ölü müyüm, yoksa diri mi
Saçımdan son siyah teli kopardın
Gönlümde ruhunla her gün yeşeren
Göğü yıldız yıldız önüme seren
Aynasında yalnız seni gösteren
O güzel, bembeyaz gülü kopardın
Gözyaşlarına gülümse
Çünkü onlar
İçinden parçalar indirirler yeryüzüne
Dudaklarına gülümse
Kelâmın kirlendiği vakitlerde
Sessizliğin durağı
Erdemin kapısıdır onlar
Avuçlarına gülümse
Çizgilerinde kaderin kardelen tohumları
Adımlarına gülümse
Gülümse ki, ayakların
Varmasın bir ömrün cüzamlı
Küf kokan topraklarına
Ansızın yıkılan evler gibi
Yalnızlığın üzerine çökmeyen
Yüzünün cilâsı, insanlığının yurdu
Onuruna gülümse
Gülümse, gülümsediğin
Bil ki seni de bulur
O müntehâ mahşerinin rahminde
Yaratılmışların içinde olana bakmana izin verdi, yoksa yaratılmışlara takılıp kalmana değil: "De ki, bir bakın, göklerde neler var?" (Yûnus, 10/101) Böyle buyurarak sana anlayış kapısını açtı. "Göklere bakın" demedi, ta ki seni onların zahiri cisimlerine yönlendirmiş olmasın.