En güzel deniz: henüz gidilmemiş olanıdır.
En güzel çocuk: heniz büyümedi.
En güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür.
Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünür düşünürüm
İstanbul
Binbir direkli Haliç'inde akşamlar
Adalarında bahar, Süleymaniye'nde güneş
Hey sen ne güzelsin, ey kavgamızın şehri
İstanbul
Boşuna çekilmedi bunca acılar
Büyük ve sakin Süleymaniye'nle bekle
Parklarınla, köprülerinle, meydanlarınla
Bekle bizi, İstanbul
🎶
Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Söylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?
Cemal süreya
Gece çökmüş sineme
Köhne pencerelerden gelen rüzgar sesleri kokunu getirmiş geceme
Gökyüzündeki yıldızlar birer birer sönmüş sen gidince
Güneşi ardılayan ay ise kararmış hasretinle
Gündüzleri cıvıl cıvıl öten kuşlar göç etmiş senin ile birlikte
Gecemi aydınlatan gözlerin gitmiş karanlıkta kalmışım öylece
Kalbimi ısıtan gülüşün gitmiş soğukta kalakalmışım öylece
Kokusuna doyamadığım saçların gitmiş varamamışım hiçbir yere
Nerdesin ey sevgili
neden giderken benliğimi de götürdün kendinle
Bak artık ne gündüz kovalıyor geceyi
Ne yıldızlar parlıyor yerlerinde
Ne de ay ışığını saçıyor geceye
Gecedeyim, çıkamıyorum bu karanlıktan ey sevgili
Gelsen yeniden ay ışığını gözlerinden
Esen rüzgar sesini senin sesinden
Güneş ısısını senin gülüşünden alsa da yeniden tutunsam yaşama..