“Bu dünyada yaşayan gerçek hayat sahipleri ölümün ve onun sonuçlarının farkında olanlardır. Gerçek diriler onlardır. Onlar ölmeden önce ölenler, görmeden önce görenler, buna göre anlayıp, buna göre yaşayanlar, Allahın rızasını kazanmak gibi bir derdi olanlardır. Onlar unutmaksızın bu derdi her daim ananlar, bu dert ile kavrulup yananlardır. Ateşte yanan odun kül, bu dertle yanan ise kul olur. Ezcümle, kulluk hayatın ruhudur.” “
“ Kabir Peygamberimizin ifadesiyle ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur. Bir müminin nazarında kabrinin en sade ve özlü anlamı budur. Kabir ve ölüm bir son değil, yeni bir başlangıçtır. “
Çok etkileyicidir: Kur’an‘da Allah’la konuşan ölülerden ya da ölmek üzere olan kimselerden bahsedilir:“nihayet onlardan birine ölüm gelip çatınca, ‘Rabbim! Beni geri gönder de geride bıraktığım dünyada iyi işler yapayım.‘der. Hayır! Onun söylediği bu söz boş laftan ibarettir. Önlerinde, yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.
“Bir gerçeğin farkına vardım. Dünyanın hiçbir tertip veya tedbiri imana giden yolları kesemiyor, orayı açılan caddeleri tıkamıyordu. Çileli oluyordu sıkıntı oluyordu ama yolcular yolda oluyordu yolun sahibi Allah’tı dilediğine yürütüyordu. Yürüyüşün çilesi, erişilen nimetin dengesiiydi.. Mükafat Allah’ın cemali olunca sıkıntı üstünde sıkıntı kimin umurundaydı? İnanmayanlardan başka!”