Kitabın konusu artık okumaktan, duymaktan, görmekten sıkıldığımız, hatta utandığımız "dayatılan" modern dünyanın Türk halkının İslami yaşantısı üzerine karanlık tesiri olsa da anlatış biçiminin özgünlüğü, çekiciliği ve akıcılığıyla, okumanızdan acı ama farklı bir tat almayı sağlıyor. İki anlatıcı penceresiyle, klasik eserler mesabesindeki betimlemeleri, Maraş manzaralarıyla bu kısa romanın katmanlarını zenginleştirmiş. Bu noktada yazarın birinci ağızdan açtığı pencere ile diğer pencere arasında bağlam zemininde ilişki kurmaya çalışsam da tam olarak tamamlayıcı unsurları oturtamamak-benim kavrayış yetersizliğim ya da anlatılan konunun derinliği nedeniyle- beni kitabı tekrar okumaya itiyor. Ama tek neden bu değil çünkü kitap bir oturuşta bitecek kadar akıcı ve kısa. Bu kitabı tekrar tekrar okumak, tekrar tekrar "çaresizce" düşünmek olsa da derdinde samimi bu insanı dinlemek için değer. Diğer okuyucular bu kadar duygusal eleştiriler yapmadı belki ama zaman zaman abartılı da bulsam, beni uyandırdığı duygular kitaba yakınlaştırdı.