"Elveda Isık-Göl'üm, bitmemiş türküm benim! Mavi dalgalarını,sarı kumlarını yanımda götürmek isterdim, ama gücüm yetmez buna. Sevdiğim kadının aşkını götüremediğim gibi seni de götüremem. Elveda Asel! Elveda al yazmalım,selvi boylum! Elveda sevgilim, aşkım. Mutlu olman dileğiyle!..."
Al yazmalımı, selvi boylum bir daha görecek miydim? Nerelerdeydi benim fidan boylum, ince bozkır kavağım? Ayaklarında lastik çizmeler, sırtında babasının ceketi de olsa aldırığım yoktu. Ben bunların içindekini görmüştüm ya!
Aslında kimse, onu yaşarken hayatının en mutlu ânını yaşadığını bilmez. Bazı insanlar kimi çoşkulu anlarında hayatlarının en altın ânını "şimdi" yaşadıklarını içtenlikle (ve sık sık) düşünebilir ya da söyleyebilirler belki, ama gene de ruhlarını bir yanıyla bu andan da güzelini, daha da mutlu olanını ileride yaşayacaklarına inanırlar. Çünkü özellikle gençliğinde, hiç kimse bundan sonra her şeyin daha kötü olacağını düşünerek hayatını sürdüremeyeceği gibi, insan eğer hayatının en mutlu ânını yaşadığını hayal edebilecek kadar mutluysa, geleceğin de güzel olacağını düşünecek kadar iyimser olur.