Ve yürürdü.
Öfke gerekir terk eylemek ve yürümek için.
Dışarıdan gelen bir şey değildir bu. Enginliğin çağrısına kapılarak, bir gerçeklik vaadine ya da kışkırtan bir hazineye doğru yürümek değildir mevzubahis olan.
Daha ziyade içeriden gelen bir öfkedir. Burada olmanın acısı, bir yerde durmanın, yaşarken gömülmenin, kalmanın imkansızlığı hissedilir karın boşluğunda.
Bunlar onun gözleri değildi...
Memleketimin ormanlarındaki karanlık göller gibi durgun.
Ve ışıksız çocukluk kadar üzgün.
Tanrı aramıza girip böyle bakıyor, diye düşünüyorum birden. Bir zamanlar onun sinsi, delici gözleri olduğunu düşünürdüm... Hayır, hayır!
Çünkü Tanrı hakikattir.