(spoiler)
Bu kitabı ikinci okuyuşumdu ve ilk seferki gibi etkiledi beni. Bu yüzden bu incelemeyi yazmaya karar verdim.
İki şehrin hikayesi ile ilgili çok güzel bir aşk hikayesi yorumlarını çok duydum. Ama ilk hissettiğim duygu açlıktı. Fransız ihtilali öncesi açlığı iliklerime kadar hissettim. Tarihsel gerçeklerin yanında güzel bir hikaye de barındırıyor tabii ki. Soylu bir ailenin ve bu ailenin zulmettiği bir doktorun çocukları arasında aşkı ve Fransız devriminin bu insanlara etkisini anlatıyor. Kitabı bitirdiğimde şu sorularla baş başa buldum kendimi. Ve bu sorular aslında kitabı özetler nitelikte;
Dünyada yaşanan zulümlerin sadece şekli mi değişiyor?
18.yüzyılda soyluların at arabalarıyla ezdiği insanları şimdiki devirde çok zenginler başka yöntemle mi yapıyor?
Zulme uğrayan herkes eline güç geçince aynısını başkasına yapar mı?
İntikam alma hırsının bir sınırı var mı?
Babasının günahının kefareti o zamanlar üç yaşında olan oğluna da yüklenebilir mi?
Bir insan kendisine benzeyen başkasının yerine ölüme gidebilir mi?
Hem tarihi bir olayı bu kadar güzel anlatan hem de bu kadar güzel bir hikaye barındıran başka bir kitap var mı bilmiyorum.