"Durgun denizin minik dalgacıkları üzerinde, güneşin altın gibi ışıldadığı pırıl pırıl bir sabahtı." diyerek başlar bu muhteşem kitap. Aslında uzun süredir elimin altında olduğu halde bir türlü okumak için zaman, fırsat ve malesef bir miktar da heves bulamamıştım önceleri. Geçen gün karar verip bir gecede tabiri caizse tek solukta bitiriverdim. Kitabı sanki tam da şu an okumak en doğru zamanmış gibi hissettirdi bana ve nedendir bilmiyorum okurken bir başka keyif aldım.
Kitabın içerisine serpiştirilmiş martı resimleri, beni derinden etkileyen Martı Jonathan'ın hikayesi ile ahenkle dans ediyordu sanki ve ben bu ahenk içinde kaybolup gittim; zaman nasıl geçti, kitap nasıl bitti gerçekten hiç anlamadım. Abartıyor muyum bilmiyorum ama etkileri hala devam ediyor diyebilirim... İyi ki okudum dediğim kitaplar arasında üst sıralarda yerini alan bir eser oldu benim için.
Son olarak eklemek isterim ki bence Martı Jonathan Livingston kesinlikle bir şansı hak ediyor. Okumayı tercih ederseniz şimdiden iyi okumalar dilerim ve umarım sizler de beğenirsiniz...