eeee , faturalari odememenin sonu budur. bi sey ihmal edersin , sonra bir sey daha . bir de bakmissin ki , her sey cigirindan cikmis . yuvarlanip gidersin ondan sonra . boyle bi coplukte bulursun kendini
fazla rahata alismanin en kotu yani ne , biliyor musun? kokenlerini unutuyor insan. baglantiyi kopariyor . bir yerlere variyorum saniyorsun , ama hep kaybediyorsun . her an biraz daha geride kaliyorsun. ustune olu topragi serpilmis gibi oluyorsun . hipnotize edilmis gibi . vucudun uyusuyor , derken komaya giriyorsun . onun icin , geri donebilmen icin , arada bir sert bi masada yatmanin yarari var . iyice sert bi masa insani yasama dondurur
… ah genclik ! genclik , pervasizca umursamadan gidiyorsun kendi yolunda dunyanin butun hazineleri seninmis gibi .
keder bile seni umutlandirmiyor, aci bile alnina cok guzel oturuyor . oz guvenlı ve kustahsin ve sadece “ben canliyim bakin !”
diyorsun kendi gunlerin hizla ucup hicbir iz birakmadan yok olur ve icindeki her sey gunesin altinda eriyip giderken bile mum gibi.. kar gibi … ve belki de senin sihrinin butun sirri istedigin her seyi yapabilme gucunde degil yapmayacagimi hicbir sey olmadigini dusunme gucunu gizli ruzgarlara sactigin bu herhangi bir baska amac icin asla kullanmayacagim hediyeler aslinda hepimiz gucumuzu bosu bosuna harcadik , keske zamanimizi bos seylerle oldurmeseydik diye hayiflanmiyor muyuz?
Dikkatli dinlemek için göz kapatmaya, körlerin bizden daha iyi duyduklarını öğrendiğim zaman başlamıştım. Ve o günden sonra hayatımın bütün karanlık koridorlarından geçerken de gözlerimi kapalı tuttum.