Ama insanın durumu da tıpkı ağaç gibiydi. Ne kadar yükseğe ve ışığa yükselmek isterse, aşağıdaki kökleri de o kadar toprağa, aşağıya, karanlığa,derine,kötülüğe dalardı.
Kendi sefaletlerinden kaçmak istiyorlardı ve yıldızlar onlara çok uzaktı. O zaman inlediler: 'Ah keşke varlık ve mutluluğa ulaştıracak Tanrısal başka bir yol bulunsa !' dediler. Böylece buldular kanlı içkilerini ve kendi çıkmazlarını! Bu şekilde bedenden ve yaşamdan kendilerini sıyırabileceklerini zannettiler bu nankörler. Ancak kime borçluydular sıyrılışın coşkusunu, mutluluğunu? Bedenlerine ve bu toprağa!