Otsukarcı Şeyhülcebel'e sordu:
- Sen de Moğol musun?
- Hayır.
- Sen Türk müsün?
- Ben Müslümanım.
- Müslüman ne demek koca baba? Okumuş adama benzersin. Bir adamın önce bağlı olduğu bir bayrağı, bir avulu, bir obası olur. Din gönülleri birleştiren ayrı bir bağdır. İmandır. Ben sana uruğunu, boyunu, dokuz atanı soruyorum; sen bana dinden imandan söz açıyorsun. Uruğunu, soyunu,sopunu bilmiyor musun yoksa?
- Ben de sizdenim.
- Ne pis konuşuyorsun. Türküm de be adam. Ne korkuyorsun? Türküm diye bağır! Utanacak korkacak ne var?
İşte geldim Anadolu'ya kan damlayan kılıçla,
Asya'dan gelen bu tufan benim.
Adım Türk, dengim yıldırımla bozkurtla,
Savaşı düğün, acıyı bal eyleyen benim.
Kanımda var cesareti Metehanla Kürşad'ın.
Bak gözlerimin içine bu Türk'ün öfkesi.
Bana denk olamaz Yunan'ın, Fransız'ın,
Medeniyet yıkar Türk'ün sillesi.
Ve bu büyük inançla birlikte, Mustafa Kemal'de olağanüstü bir gurur, Türkiye'den ve Türk olmaktan duyduğu gurur -geçmişindeki muazzam tarihiyle hükmedici bir ırktan duyduğu gurur- vardı.