Bozkurt

7,8/10  (23 Oy) · 
84 okunma  · 
18 beğeni  · 
1.078 gösterim
Bu kitabın yanında Türkiye ile ilgili üç kitabın daha yazarı olan Yüzbaşı H.C. Armstrong daha önce İngiltere'nin Türkiye nezdinde askeri ateşesi olarak görev yapmıştır. Diğer üç kitabının adları Çalışan Türkiye Türkiye ve Suriye yeniden Doğuyor ve Bitmeyen savaştır. Yazar hayatının büyük bir kısmını Doğu da geçirmiştir İlk önce Birinci Dünya Savaşı'ndan önce Hindistan Ordusunda Ateşe olarak görev yaptı ve o zamanlar Afganlıların sık sık saldırılarına maruz kalan Hindistan Afganistan sınırının kontrolü görevini üstlendi.
Yüzbaşı H.C. Armstrong Arap yarımadasında bulunan İngiliz Altıncı Orduda görevdeyken Türklere esir düştü ve Türkiye'ye getirildi.
Birinci Dünya Savaşı'nın bitiminden kısa bir süre önce Yüzbaşı Armstrong görevlilere rüşvet vermek suretiyleTürkiye'den kaçmayı başardı.
İngiltereye dönen Armstrong hükümetinin çeşitli resmi görevlerinde bulundu. Resmi görevle geldiği Türkiye'de uzun yıllar kaldı ve Kemal Paşa'yla uzun süre yakın dialoglarda bulundu. Armstrongun yayınladığı Bozkurf isimli bu kitabı o zamanki hükümet yetkililerimizce yurda sokulması yasaklandı. Bunu öğrenen Mustafa Kemal Paşa bu kitabı merak ederek getirtti tercüme ettirerek kitabı okudu Bu konuda Kılıç Ali ise Atatürk ün Hususiyetleri adlı kitabında bu bahsi anarak Atatürk'ün şöyle dediğini yazar
Bunun ithalini menetmekle hükümet hataya düşmüş. Adamcağız yaptığımız sefahati eksik yazmış bu eksiklerini ben ikmal edeyim de kitaba müsaade edilsin ve memlekette okunsun diye latife
Ce-mâ 
03 Mar 18:02 · Kitabı okudu · 15 günde · Beğendi · Puan vermedi

Önemli Not: M.Kemal'in özelinde tüm kutsal sayılan,kusursuz görülen,sorgusuz sualsiz biat edilen liderler icin yazıyorum.

'Mustafa Kemal Atatürk'
- ilk okuldan baslayıp üniversiteye gecene kadar artık O ve kahramanlıkları daima karşımıza çıkmıştır. Yani nerden baksak 10-15 yıl Onu öğretmeye,ezberletmeye çalışıyorlar.
-Buna ilk itirazı orta 2'de yapmıştım, "Genclige Hitabeyi ne diye ezberliyoruz hocam"dediydim, sonuç mu? Sol kulakta bir çınlama...
-Oldum olası insanların kutsallaştırılmasına,kusursuz gösterilmesine,tek kisiye baglı bir yasam sürülmesine karşıyım.(Karşıyım derken ben yapmam anlamında tabi) ve malesef Mustafa Kemal'i de böyle görenlerin sayısı azımsanmayacak derecede.
-Evet herkes sevmeyebilir,ama ben bir ülkeyi yeniden ayaga kaldıran,bunca sey basardığı icin saygı duyulması gereken biri olarak görüyorum.

Kitaba gelirsek;
- Mustafa Kemal'i yabancı birinin gözünden okumak,mantıklı ve farklı bir deneyim. Çünkü malesef bizim ülkemizde,ya hep övüyorlar, ya da klişe bilgiler veriyorlar.
-Armstong Onu iyi ve kötü yönleriyle olduğu gibi aktarmaya calışmış.(Mustafa Kemal yayınlanmasına izin verdigine göre bunda basarılı da olmuş) Bazı arkadaşlar kötü yönleri cok görmek istemeyebilir elbet,ama bazı şeyleri kabullenmek,hataları görmek gerektiğini düşünüyorum.
-Kitapta gecen bazı özelliklerini aktarayım;
Talihli(bunun üstünde çok duruluyor),Cesur,Merhametsiz(özellikle ona ve devrime muhalif olanlara),Bencil,Akıllı,Kibirli(hemen hemen her liderde vardır),Yurtsever,Fikirleriyle ters olanları önemsemeyen,Kadın düşkünü,Alkolik ve Çok İyi Bir Asker...

Kitapta geçen bana ilginc gelen bilgiler;
-Mustafa Kemal ile Rauf Orbay arasında sürekli bir rekabetin var olması
-Yazar İnönü'yü yerden yere vuruyor(ki bence ilk cıktığında ülkede yayımlanmamasının sebebi bu,Mustafa Kemal ile ilgili yazılanlar değil)
-Mustafa Kemal'in her aldığı kritik kararda Halide Edip'i yanında istemesi gibi batıl bir inanca sahip olması
-Mustafa Kemal taraftarlarıyla padisah taraftarları arasında epey kanlı çatışmaların yaşanması; yani Türk'ün Türk'ü bu kadar acımasızca katletmesi
-Mustafa Kemal'in evlendigi Latife'nin aslında kızı yaşında olması
-Hep dolasan iki Atatürk vardı efsanesindeki kişinin ona ikizi kadar benzeyen ve Onun sag kolu olan Miralay Arif oldugu
-Mustafa Kemal'in bir diktatör gibi kararlar alıp uygalaması

Tüm bunlar için Armstong'un bir sözü var elbet:
"O,Türkiye'de bir daha kesinlikle bir diktatör ortaya çıkmasın diye diktatör olmuştur."

İste simdi Nutuk okuyabilirim :)
Mustafa Kemal'i sevenler ve sevmeyenler bence okumalısınız.

eyyub ensar polat 
05 Eyl 12:07 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Yazar H.C. Armstrong tam manasıyla bir Türk ve Atatürk düşmanıdır.Mevzu bahis olan Bozkurt adlı kitapta kendi görüşlerini ihtiva eden satırlar tamamıyla iftiralar ve karalamalarla doludur.Bu kısımlar yazarın şahsi düşüncelerinin tezahürüdür.H.C. Armstrong bir çok kaynakta,belgelerde yer alan tarihi gerçekleri istemsiz de olsa da gözler önüne sermiş,Türk milliyetçiliğini şiar edinmiş okurları karşısında Atatürk lehine propaganda yapmak zorunda kalmıştır.Şahsi kanaatim bu Kitabın her Türk Milliyetçisi tarafından okunması yönündedir.

Şakir Cin 
19 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Atatürk e farklı bir bakış açısı ile yaklaşan ve insan Atatürk ü gözler önüne seren güzel bir eser. Ufkunu genişletmek isteyen kişilere öneririm .

BİROL COŞKUN 
 22 Eyl 12:27 · Kitabı okudu · 10 günde · 8/10 puan

http://www.atam.gov.tr sitesinde böyle bir inceleme görünce burada yayınlamak istedim.
YRD. DOÇ. DR. MUSTAFA YILMAZ
Armstrong ilk kitabı olan Turkey in Travail da, Türk Milli Mücadelesi’ni (1918-1923), açıklamaya çalışmıştır. Armstrong Birinci Dünya Savaşı sırasında Türkler tarafından tutuklanmış ve savaş tutsağı olarak cezaevine konmuştur. Savaşın ilk yıllarında gerçekleşen bu tutuklamanın etkisi ile olsa sanırız, bundan sonra yazdığı gerek, Turkey in Travail adlı kitabında, gerekse 1930 yılında yayınlanan Türkiye ile ilgili ikinci kitabı olan, Turkey and Syria Reborn, adlı eserinde Türkiye’ye ve yeni Türk liderlerine karşı saldırgan bir tavır sergilemiştir.Tutukluluğu sona eren Armstrong, daha sonra İngiliz kuvvetlerine katılmış ve Mütareke sonrasında (1920) İngiliz Yüksek Komiserliği’nde Askeri Ateşe Yardımcısı görevini almıştır. İstanbul’dan 1923 yılında ayrılan Armstrong 1927 yılı başlarında tekrar savaşın verdiği zararları tamir için kurulan uluslararası komisyonda delege olarak İstanbul’a dönmüş ve 1927-1928 kışında İstanbul’da bulunmuştur. Turkey and Syria Reborn da Armstrong’un Türkiye ile ilgili gözlemleri yer almaktadır. Armstrong’a göre yeni Türk rejimi Mussoli’nin İtalyası ile benzeşmekteydi ve Mustafa Kemal Paşa dönemin diktatörleri içerisinde en keskin olanı idi.Mustafa Kemal Paşa’nın reformları gerçekleştirmede uyguladığı metodu da eleştiren Armstrong, Mustafa Kemal Paşa’yı mesajı olmayan bir peygambere benzetmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın gerçekleştirdiği inkılâplarla, özellikle kılık kıyafet alanında yapılanlarla, Avrupalılardan çok Avrupalı bir tavır takınıldığını söylüyordu.Yönetim olarak Türkiye’nin parlamentoya dayalı bir rejim olduğunu söyleyen Armstrong bunun yalnız sözde kaldığını, gerçekte durumun farklı olduğunu, Türkiye’de bir muhalif partinin olmadığını öte yandan Türk milletinin asla kendi kendini yönetmediğini ve disiplinli bir millet olduğunu belirtirken diğer yandan gelecekten ümitli olduğunu ve yeni kuşağın gelecekte ödev ve sorumluluklarını bilecek bir şekilde eğitildiğine işaret etmiştir. Ekim 1932’de yayınlanan Grey Wolf, Mustafa Kemal an Intimate Study of a Dictator da Mustafa Kemal Paşa’nın biografisini ve dönemin iç siyasi olaylarını anlatmaya çalışmıştır. Armstrong bu kitabında Türkiye ve Türkler özellikle de Mustafa Kemal Paşa’nın şahsı ve ülkeyi yönetim biçimi ile ilgili olarak gerçekleri yansıtmayan önyargılı ve saldırgan tavrını sürdürdüğünü görüyoruz.Kitabın yayınlanması Mustafa Kemal Paşa’yı kızdırdığı gibi Türk resmi çevrelerince de hoş karşılanmamıştı. Üstelik kitabın yayınlanmasının İngiliz Dışişleri’nin organize ettiği resmi bir sunuş ile Mustafa Kemal Paşa’ya Official History of the Dardanelles Campaign adlı iki ciltlik özel bir setin sunulduğu zamana rastlaması bir terslikti. Bu sunuş ile İngiliz Dışişleri Türkiye Cumhurbaşkanı’nın büyük bir general, yiğit bir düşman ve cömert bir arkadaş olduğunu vurguluyordu. İngiliz Dışişleri ileride doğabilecek istenmeyen olaylara karşı şu noktalara dikkati çekiyordu: Kitap muhtemelen Türkleri ciddi olarak üzecektiözellikle kitabın belli sayfaları saldırgan, gerçekle ilgisi olmayan abartılı ve mümkün olmayacak şeyleri kapsıyordu. Aklı başında bir okuyucunun kitapta yazılanları doğru olarak kabul etmesi mümkün değildi. Kitap tek taraflı ve kaynağı belli olmayan bilgiler vermekteydi. Ama kitabın yazarının bir zamanlar İstanbul’da İngiliz resmi görevlileri arasında bulunması yadsınamaz bir gerçekti. Yine Mustafa Kemal Paşa’nın biografisini yazan ilk kişinin bir İngiliz olması ve bu eserde Paşa’nın karalanması ve ona leke sürülmesi bir şansızlıktı. İngiliz Dışişleri Bakanlığı Doğu işleri ile ilgili bölümden A.K. Helm, Yüzbaşı Armstrong’un muhtemelen adı geçen kitap basılmadan önce kendisinin bir daha asla Türkiye’de savaş suçlusu olarak cezaevine konmayacağı konusunda ikna edilmiş olduğunu bildirerek, kitabın yaratacağı olumsuzluğa karşı yapacakları pek bir şey olmadığını söyleyerek Ankara’ya İngiliz Elçiliği’ne şu tavsiyelerde bulunuyordu: Eğer Türkler kitaptan etkilenerek tepki gösterirler ise onlara kitabın resmi çevrelerin oluruyla veya telkiniyle hiçbir ilgisinin olmadığı söylenebilir denilerek devamla, Türkler İngilizlerin kendileri ile gerçek düşüncelerini öğrenmek isterlerse onlara Gelibolu tarihi ile ilgili kitabın sunuşunun fotokopisinin hatırlatılması ve oraya referans verilmesi tavsiye ediliyordu.İngiliz Dışişleri’nin bu görüşlerine karşılık Ankara’dan İngiliz Elçiliği 10 Kasım 1932’de Dışişleri’ne gönderdiği bir yazıda şimdilik konuya ilişkin yani kitabın Türk liderleri ve resmi çevreler üzerinde yaptığı olumsuz etkiye ilişkin bir gelişmenin olmadığını bildiriyordu. Ankara’dan Konsolos J. Morgan, Helm’e, konuya ilişkin olarak Gazi’nin bu konuda kesin bazı bilgilere sahip olduğunu sandığını ama Gazi’nin yüksek sesle Ankara’daki elçilerle 29 Ekim akşamı yapılan yıllık akşam yemeğinde, yalnızca İngiliz ve Sovyet elçilerine güvendiğini ve onları kendisinin gerçek arkadaşları olarak gördüğünü söylediğini not ediyordu.Raporda bildirildiğine göre konuya ilişkin olarak tek habere Anadolu Ajansı’nın bir telgrafında rastlanıyordu ve bu haber 25 Ekim tarihli Türk gazetelerinde yayınlanıyordu”. Anadolu Ajansı, haber kaynağını Campbell Dixon’un, Armstrong’un kitabının tanıtımını yaptığı 24 Ekim tarihli the Daily Express olarak vermişti. Gerçekte ise Dixon’un tanıtım yazısı the Daily Telegraph’ta “Modern Turkey’s Dictator, Astounding Career of the Ail-Powerful Mustapha Kemal” başlığı ile yayınlanmıştı. Dixon yazısında Armstrong’un kitabının şimdiye kadar yaşayan diktatörler için yazılan kitapların en keskini olduğunu belirterek, Armstrong’un Mustafa Kemal Paşa’ya bazı isnatlarda bulunduğunu ama bunun yanında onun başarılarını da övdüğünü ifade ediyordu. Yazısında Dixon, Modern Türkiye’nin diktatörü Mustafa Kemal Paşa’nın başarılarla dolu kariyerini; bir asker olarak, bir devlet adamı olarak ve bir reformcu olarak yerine getirdiğini yazmıştı.Kitap ile ilgili bir diğer tanıtım yazısının A.T. Wilson, imzasıyla 4 Kasım 1932 tarihli the Spectator’da çıktığını görüyoruz. Wilson, kitabı olağanüstü bulduğunu ve Armstrong’un Türkiye’yi ve Türkleri çok iyi tanıdığını, onun olayları ve kişileri küçültme veya olduğundan başka gösterme gayretine girmediğini ve çoğu tarih profesörünün yaptığı gibi akıntıya kapılıp özür dilemek yerine, ölüm ve katletmelerin düşman elemanların elimine edilmesi şeklinde verilmesi yerine, olduğu gibi verildiğini ve sadece gerçeklerin yazıldığını söylüyor ve Armstrong’un kitabını önyargısız, yargılamadan ve mahkum etmeden, sadece olayları kaydederek yazdığına inanıyordu. Kitabın söylenildiği gibi, Mustafa Kemal Paşa’yı memnun etmeyeceği ve Türkiye’de sıkıntı ve üzüntü yaratacağı yolundaki görüşlere katılmayarak, bu düşüncelerin tamamen aksinin olacağını tahmin ediyordu. Wilson yazısında ayrıca Mustafa Kemal Paşa’nın, Halifeliğin kaldırılması, alfabenin değiştirilmesi, medeni kanunun kabulü gibi değişiklikleri kendi isteği ile yaptığını söyleyerek, insanlık tarihinde bir kişinin bu kadar değişikliği yapmasına rastlamanın mümkün olmayacağını not ederek Mustafa Kemal Paşa’nın başarılarının olağanüstü ve harika olduğunu yazmıştır.10 Aralık 1932 tarihinde Ankara’dan, İngiliz Elçiliği’nden gizli kaydı ile James Morgan imzasıyla, İngiliz Dışişleri Bakanlığı, Doğu İşleri Şubesi’nden A.K. Helm’e gönderilen yazıda; Morgan Türk basınında şimdiye değin “Grey Wolf” (Bozkurt), kitabına ilişkin bir yazı görülmemesine rağmen Mustafa Kemal Paşa’nın bu konuda kızgın olduğunu ve söylentiye göre Necmettin Sadık’ın Akşam gazetesinde kitap ile ilgili olarak yazı yazmasının istendiğinden bahsediyordu. Morgan ayrıca İngiliz gazetelerinin ve yazarlarının Armstrong örneğinde olduğu gibi önemsiz şeyler üzerinde durarak, kendi kibirlerini ve kişisel kinlerini tatmin etmek uğruna İngiltere’ye ve İngilizlere zarar verdiklerini ve yabancı insanların kırılmasına neden olduklarını bildiriyordu. Morgan, ayrıca bu türden davranışların İngiltere’ye olan yabancı sempatisini azaltacağını not etmekteydi. Konu ile ilgili olarak Ankara’dan James Morgan imzasıyla 22 Aralık 1932’de İngiliz Dışişleri Bakanı Sir John Simson’a yazılan yazıda kitabın, Spectator’da konu ile ilgili yazısı çıkan Wilson’un tahminleri aksine Mustafa Kemal Paşa’yı büyük ölçüde gücendirdiği bildirilmekteydi. Gücenmenin kısmen kitabın yalan ve iftiradan oluşmasından, esas olarak da, bir İngiliz tarafından mahalli bir İngiliz’in görüşünü temsil eden bir kitap gibi İngilizce konuşan insanlara böyle bir kitabın sunulması ve Gazi’nin gerçek kimliğini hayatını ve başarılarını gösteren bir çalışmanın yapılmamış olması gösteriliyordu. Raporda yine ileride değineceğimiz Necmeddin Sadık’ın 8-20 Aralık tarihleri arasında Akşam gazetesinde konuya ilişkin olarak çıkan yazılarının İngiltere’ye ve İngiliz çıkarlarına karşı resmi ve genel olarak Türk tavrının değişmesine etki eder nitelikte olmadığı belirtiliyordu. Yine Ankara’dan James Morgan imzasıyla İngiliz Dışişleri Bakanlığı, Doğu İşleri Şubesi’nden Helm’e gönderdiği bir yazıda, Türk Dışişleri’nin ve resmi çevrelerin Armstrong’un kitabının İngiliz görüşünü temsil eden bir kitap olduğuna inanmadıkları söylediklerini ama sıradan bir Türk’ü kitabın üzmediğini söylemenin güçlüğüne değinerek Konsolos Morgan bu konunun tamiri için şunları öneriyordu: Eğer mümkün olursa İngiltere’de Ankara’nın kabaran hislerini yatıştırmak için bir şeylerin yapılmasını görmek istediğini, kitabın Ankara’da hâlâ eleştirilen bir konu olduğunu belirtilerek, bu konuda kitabın yarattığı olumsuz havayı yumuşatmak için bir şeyler yapmanın Türklerden çok İngilizlere düştüğüne işaret ederek; ileri gelen bir İngiliz’e Mustafa Kemal Paşa ile görüşme yaptırarak Paşa’nın yaptığı işlerin hakkıyla anlatılması ve takdir edilmesini veya tanınmış birisine bir makale veya mektup yazdırarak Grey Wolf’ta yazılanların doğru olmadığını ve Mustafa Kemal Paşa’yı gerçekten tanıyan bir şahsın kendi deneyimlerinden hareketle Gazi’nin bir asker ve lider olarak dehasını ortaya koyması neden olmasındı. Morgan, bütün bunların Ankara’da olumlu etkiler yapabileceğine inanıyordu. Morgan, muhtemelen George Young’un bu tür bir kitabı yazabileceğini ve bunun Türklerin gururunu okşayacağını bildiriyordu. Bu bağlamda Morgan, Türkiye’de yaşanan Belçika örneğini de veriyordu. Belçika’da the Independence Belge’nin Türkler hakkında yazdığı kabul edilmeyen şeylerin, Türklerin tepkilerine neden olduğunu ve hatta Türklerin Belçika Kraliyet ailesini de işin içine katarak karşılık verdiklerini, ama Belçika Dışişleri Bakanı’nın Türkler hakkında olumlu şeyler söylemesi ile olayın kapandığını bildiriyor ve kendilerinin de benzer şeyleri yapmasına müsaade verilmesini istiyordu. Morgan’ın önerileri doğrultusunda bir hareketin altı ay sonra yerine getirildiğini görüyoruz. Gazeteci yazar ve yayıncı olan Vernon Bartlett’in İngiliz Dışişleri ile teması sağlanarak, Bartlett’in o günlerde BBC’de yayınlanan “Strong Men of Europe” programına Mustafa Kemal Paşa da dahil edilerek Mustafa Kemal Paşa ve onun Modern Türkiyesi hakkında “Strong Men of Europe VIII. The Ghazi” başlıklı bir yayın yapmıştır. Bartlett’in bu konuşması dışında, yine Türkiye ile ilgili bir yayını daha olmuştur. Bu konuşmasının başlığı ise, “Avrupa’nın Hasta Adamının İyileşmesi” idi. Bartlett, konuşmalarında; İstanbul ve Ankara’daki gözlemleri ile yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçekleştirdiği inkılâpları anlatmış ve Mustafa Kemal Paşa’nın hayatından kesitler vererek onun dönemin devlet adamları içerisinde en önde gelen bir liderliğe sahip olduğu vurgulanmıştır. Türk halkının Mustafa Kemal Paşa’yı Cumhuriyet’in ilk kurulduğu yıllardaki gibi sevdiği ve onun halkın gözünde popüler bir lider olduğu belirtilerek, İsmet Paşa’nın da yardımları ile Türkiye’nin güçlü bir ülke konumuna geldiğini ve Avrupa’nın hasta adamının yakın doğuda, güçlü ve etkin bir yere ulaştığını söylemiştir.Armstrong’un kitabı dışında Mustafa Kemal Paşa ile ilgili olarak, İngiliz Dışişleri’ni rahatsız eden diğer bir yazı ise 1934 yılında New Britain adlı bir dergide yayınlanmıştır. Bunun üzerine İngiliz Dışişleri New Britain’ı uyarmıştır. Derginin o günkü editörü olan C.B. Purdon ile yapılan görüşmede, Purdon kendisinin izinli olduğu bir döneme rastlayan bu yayının gözden kaçtığını ve kazara böyle bir yazının yayınlandığını söyleyerek, bundan sonra bu tür bir olayın olmayacağı sözünü vermiştir. Buraya kadar gelişen olaylar kitabın İngiltere açısından ele alınışı ile ilgiliydi. Şimdi aynı konuyu Türkiye tarafından ele almağa çalışacak olursak, bu konuda ilk olarak daha önce sözünü ettiğimiz 25 Ekim 1932 tarihli Anadolu Ajansı kaynaklı Türkiye’de çıkan gazetelerdeki haberi görüyoruz. 25 Teşrinievvel 1932 tarihli Cumhuriyet gazetesi haberi son telgraflar başlığı altında şöyle vermekteydi: “Gazi bir fevkalbeşerdir!”. İngiltere’de Gazi’ye dair bir tarih neşredildi, “Bozkurt” kitabından bahseden Daily Express Büyük Dahi’yi nasıl tarif ediyor?” telgraf ise aynen şöyleydi: “Yüzbaşı Armstrong’un Gazi hakkında “Bozkurt” isminde bugün çıkan kitabını Daily Express gazetesinde mevzuu bahseden M. Campbell Dixon Gazi’yi Harbi Umumi’nin devasa bir nisbet almağa başlayan birkaç şahsiyeti arasına koyarak diyor ki:“Henüz yaşamakta olan bir hükümet hakkında şimdiye kadar asla yazılmamış bu derece acı bir kitapta bile Armstrong, Gazi’nin dehasını ve eserini takdir ve tescil etmektedir. Gazi’nin tarihi okunduğu vakit onun şahsında, Lenin’in sabit prensiplerini, Mussolini’nin heyecani olan meylini, Cengiz’in askerlik dehasını ve Troçki’nin veya Karno’nun sürükleyici kudretini bulmamak kabil değildir. Gazi, fevkalbeşer bir görüş sahibi ve çok kuvvetli bir teşkilâtçıdır”. Daha sonra aynı konuda İngiliz Elçiliği’nin, Mustafa Kemal Paşa’ya yakınlığından bahsettiği Sivas Milletvekili Necmeddin Sadık Bey’in Akşam gazetesinde, 8-20 Aralık tarihleri arasında çıkan yazılarını görmekteyiz. Necmeddin Sadık Bey, “Bozkurt: Mustafa Kemal [Yüzbaşı Armstrong’a Cevap]” başlığı altında Akşam gazetesinde çıkan yazılarının ilkinde Armstrong’un kim olduğu sorusunu sorarak, onun mütareke sonrası İstanbul’u işgal eden İngiliz ordusunun istihbarat şubesinde görevli Yüzbaşı Benett ile beraber çalıştığını, İstanbul’un eğlence yerlerinden çıkmayan ve kumara olan merakı ile tanınan maceraperest bir kişi olduğunu bildiriyordu. Ayrıca Armstrong’un Sait Molla ile tanıştığını ve onunla samimiyetini artırarak Sait Mila’ya “İngiliz Muhipler Cemiyeti”ni kurdurttuğunu yazıyordu. Necmeddin Sadık Bey kitap ile ilgili olarak böyle bir yazı yazmasının Armstrong’a ilmi veya ahlaki bir değer vermekten değil, ama kitaptan İngiliz kamuoyunda çokça bahsedilmesinden kaynaklandığını söylüyordu. Gerçek İngiliz yazarlarının tarafsız ve gerçekçi oluşlarıyla tanındıklarını söyleyen Necmeddin Sadık, amacını Armstrong’un kitabında yer alan, hiçbir belgeye dayanmayan, tamamen uydurma ve hayal ürünü olan konuların tarihi örneklerle çürütmek olduğunu söylüyordu. N. Sadık bey 9 Aralık’ta çıkan yazısında ise kitabın adının, “Bozkurt, Mustafa Kemal: Bir diktatörün hususi hayatının tetkiki” olması ve özellikle o dönemde Batılı yazarlar tarafından Mustafa Kemal Paşa’ya atfedilen diktatörlük vasfı üzerinde durarak şunları söylüyordu: Mustafa Kemal Paşa’nın nefret ettiği bu yakıştırmanın yanlış olduğu ortada idi, Mustafa Kemal Paşa bir siyasi oyun, bir hükümet darbesi veya zor kullanarak iktidara gelmiş değildi. O ülkenin içine düşmüş olduğu zor durumdan kurtuluş için Millet tarafından iş başına getirilmişti ve Mustafa Kemal Paşa milli bir kahramandı. Ülke savaş halindeyken bile egemenliğin temsil edildiği yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni hiç bir zaman ihmal etmeyen ve Meclis’te hararetli tartışmalara cepheden gelerek katılan Mustafa Kemal Paşa idi. Armstrong’un kitabının girişinde bahsettiği Türkler ve Türk tarihine ilişkin verdiği bilgiler gerek Mustafa Kemal Paşa’nın hayat hikâyesine ilişkin, annesi, babası, doğduğu ev, mahalle hayatı, Şemsi Efendi Mektebi ve Askeri Rüşdiye’ye ilişkin bilgiler yalan yanlış ve tarihi hatalarla dolu idi. Necmeddin Sadık Bey, Armstrong’un kitabında yer alan konulara ilişkin yazdığı yazıları şu başlıklar altında toplamıştır: Gazinin gençlik ve tahsil hayatı hakkında, müellifin garazkarane yalanları, Mustafa Kemal hiçbir zaman farmason olmamıştı!”, “Hareket Ordusu ve Mustafa Kemal, Trablusgarp Seyahati, Gazi’nin Sofya Ateşmiliterliği, Şark Cephesi hakkında müellifin bazı hataları”, “Maslup Arifin idam kararını Gazi’ye imzalattıran müellif, nasıl uydurma sahneler tertip ediyor!”, “Milli Mücadele Devri: Kazım Karabekir Paşa, Rauf Bey, Halide Edip hanıma, müellif, mühim yer ayırmış… İçki ve kadın meselesinde, kumar bahsinde, Armstrong’un garazkarlığı”, “Gazinin elinden kurtulamayanlar kimlermiş?, Fikriye hanım meselesi, bir tiyatro dramı haline nasıl sokulur… Mustafa Kemal kimseye söz söyletmez, herkesi sopa ile kovarmış!”, “Halide hanım cepheye niçin gitmiş?, ‘Ordular hedefimiz Akdeniz!’, Gazinin Latife hanımla izdivacı hadisesini müellif nasıl tağyir ediyor?”, “Gazi hazretlerinin, Latife hanımla izdivacı, niçin ve nasıl olmuştu… Geçimsizliğin ve ayrılışın sebepleri… Gaziyi zehirlemişler, az kaldı ölüyormuş?, Müellifin cehaletine, daha birçok örnekler”, “Müellife göre Gazi’ye başka zemin, başka zaman lâzımdı; Mustafa Kemal, bir Timur, bir Cengiz Han olabilirdi, fakat ruhsuz ve tembel bir halkı adam etmek gibi sıkıcı bir işe yakalanmış!…”, “Gazi bir aşiret reisi midir? Gazi’nin müstesna terbiye ve nezaketi, Gazinin hususiyet ve samimiyet hayatı, müellif, kralların zevk ve sefahat alemlerini ezbere, model olarak almışa benziyor” . Necmeddin Sadık Bey bu başlıklar altında Armstrong’un kitabına verdiği cevapta kitapta bahsi geçen konuların tam anlamıyla yazarın hayal ürünü olduğunu ve yazarın Mustafa Kemal Paşa gibi bir şöhretin ismi altında üne kavuşmak istediğinde olduğunu ortaya koymuştur. Necmeddin Sadık Bey yazısını şöyle noktalamıştır: “İngiliz muharirinin talihsizliği, hususi hayatında küçük göstermek istediği büyük adamın Mustafa Kemal olmasıdır… Ahlâksızlık bile her yerde sökmez. Çarptığın kaya çok serttir, yüzbaşı efendi, başka kapıya…”Armstrong’un kitabına ilişkin olarak 4/12/1933 tarihinde bir Bakanlar Kurulu Kararnamesi görmekteyiz. Kararnamede: “Almanya’nın Karlsruhe şehrinde çıkan ‘Badische Presse’ gazetesinde H.G. Armstrong tarafından tefrika halinde yazılarak Fransız, İngiliz ve Alman dilleriyle kitap halinde basılmış olan ‘Bozkurt – Mustafa Kemal’ adlı kitabın, zararlı yazılar ihtiva etmesine binaen gerek bu dillerle basılmış ve gerekse başka dillerle basılacak olanlarının memlekete sokulmasının yasak edilmesi; Dahiliye Vekilliği’nin 28.11.933 tarih ve 10371 sayılı tezkeresi üzerine İcra Vekilleri Heyeti’nin 4.12.933 toplanışında kabul olunmuştur.” denilmekteydi.Yine aynı konuda “Le Mois” adlı mecmuanın Kasım – Aralık 1933 tarihli 35’nci sayılı nüshalarında yer alan “Mustafa Kemal veya Bozkurt” başlıklı makalesinde Mustafa Kemal Paşa’ya bulunulan çirkin saldırı nedeniyle toplattırıldığını görüyoruz. Son olarak 27.9.1934 tarihli “Journal des Debars” adlı Paris’te çıkan bir gazetede CM. Laroche tarafından yazılan “Bozkurt” başlıklı makalede Armstrong’un kitabından bahsedilmesi üzerine 11.12.1934 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile adı geçen gazetenin ülkeye girişi yasaklanmıştır. Konu ile ilgili olarak sonuç yerine şunlar söylenebilir: İngiliz Dışişlerinin Grey Wolf’un yarattığı olumsuz etkiyi azaltmak için aldıkları tavır, sanırız Türk-İngiliz ilişkilerinin o yıllardaki durumu ile yakından ilgilidir. Bildiğimiz gibi 1926 yılına gelinceye değin, yani Musul anlaşmazlığı çözümleninceye kadar Türk-İngiliz ilişkileri belirli bir gerginlik içerisinde olmuştur. 1927 yılından itibaren Türk-İngiliz ilişkilerinin bir yumuşama sürecine girdiğini ve yavaş ama sağlıklı bir ilişki döneminin başladığını görüyoruz. Bu yeni dönemde İngiliz kamuoyu ve resmi çevrelerinde Türkiye Cumhuriyeti artık barışçı bir devlettir. Lozan Barış Anlaşması ile belirlenen sınırları dışında herhangi bir toprak talebi olmayan bir ülke konumundadır. Mustafa Kemal Paşa tarafından ifade edilen “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” artık Türk dış politikasının temel taşıdır. Buna bağlı olarak İngiltere için artık Türkiye uluslararası barış ve güvenlik için vazgeçilemeyecek bir ülke olacaktır. Diğer yandan Batı’ya karşı ulusal bir savaş veren ve yeni bir devlet kuran Türkiye’nin yeni önderi kendisine Batı’yı model almıştı. Batılı bir ülke olma yolunda zaman zaman Batı kamuoyunu da hayrete düşüren köklü değişiklikler gerçekleştirilmişti. Mustafa Kemal Paşa’nın şahsında tüm inkılâplar alkışlanmaktaydı. Armstrong’un kitabı ne Batı’nın ne de İngiliz kamuoyunun görüşlerini içermekteydi kitap sadece kendi kişisel hayali idi.

Ahmet Güngör 
19 Ara 2015 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

Yıllarca okullarda anlatılan temel ve klişe bilgilerin dışında biraz Atatürk'ü eleştirerek biraz överek ama bunları yaparken gerçeklik çizgisinden çıkmayarak İngiliz bir asker tarafından yazılmış Atatürk biyografisi. ( NOT ; Bu kitap Atatürk hayattayken yayımlanmış ve dönemin iktidarı, kitap Atatürk'ü eleştirdiği için yayımdan kaldırmıştır ancak , Mustafa Kemal bunu öğrenince kitabı temin etmiş , okumuş ve tekrar yayımlanmasını istemiştir. )

Oğuzhan Uzun 
25 Mar 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Mustafa Kemal Atatürk'ün Kadın Düşkünü Olduğu Gibi, Pek Çok Yanlış Bilgiye Ve Kanıya Sahip Olmasına Rağmen Yabancı Birisinin Görüşünü Öğrenmek Açısından Okunabilir Bir Eser...

Onur Durmus 
11 Eyl 05:19 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Mustafa Kemal Yaşıyorken yayınlanan bir biyografi kitabı kaçırılan bir ingiliz subayı yazıyor. Yazara göre objektif eleştiriler var Mustafa Kemal'in bir günde okutup bazı düzenlemeler yapıp yayınlanmasına izin verdiği fakat Ismet inönü'nün ülkeye girişini yasakladığı bir eser. Mustafa Kemal hakkında yapılan eleştirilerden ziyade Içersin de çoğu ònemli ve ilginç bilgiler barındıran bi kitap emin olun hiç duymadığınız şeyleri okuyacaksınız Mustafa Kemal biyografisi hakkında alışıla gelmişlerin dışında bir kitap

Sergenn 
17 Eyl 22:34 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"At gözlüğüyle sevda olmaz" diyerek; okunması gerektiğini düşündüğüm kitap. Şu an televizyondaki o malum programlara çıkan o malum tarihçilerin ana kitabıdır. Bir yandan gerçekliğini düşünüp, bir yandan da bir İngiliz Askerinin atması gayet normal olabilecek iftiralar şeklinde düşünüp dengelendiğinde kafanız karışmaz.Zaten karışmasından korkuyorsanız, bu kitabı okumayın. Hatta kitap bile okumayın

Gılgamış 
16 Haz 19:25 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Tarihi yanlışlar var fakat faydalı bir kitap olduğunu düşünüyorum.Önsöz de Burhan Çakır'ın dediği gibi bu kitap bir tabu olarak gösterilmek istenen Atatürk'ün neşeleriyle kederleriyle bir insan olduğunu asla unutmamak gerektiğini hatırlatıyor.Atatürk çağının ötesinde bir insandı ama insandı kitap bize bunu hatırlatıyor :).

instgrmkahvecisi 
01 Haz 11:14 · Kitabı okudu · 1 günde

Kitabı okuyalı çok daha uzun bir süre oldu ama burada okuma yılı en geri 2007. Her yıl düzenli olarak okumayı planlayıp,her yıl en az bir kez okuduğum bir kitaptır. Atatürk'ün yayınlanmasına izin verdiği ama Atatürk'ü bildiğimiz gibi anlatmayan bir kitap.

Kitaptan 10 Alıntı

Ce-mâ 
 03 Mar 13:05 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Tek adama dayanan bir yönetim daima büyük ölçüde can güvenliği tehlikesini de beraberinde getirir.

Bozkurt, H. C. ArmstrongBozkurt, H. C. Armstrong
Beyza Aydin 
02 Eyl 16:43 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Türkiye
Bu ülkeyi adına lâyık bir hale getirmeliyiz,” diyordu. “Kendi uygarlığı içinde en iyi olanı vermeliyiz, fakat aynı zamanda tüm diğer uygarlıklardan en iyi olanı da almalıyız. ... Türkiye sözcüğün bütün anlamlarıyla uygar bir ülke olmalıdır.” M.Kemal ATATÜRK

Bozkurt, H. C. ArmstrongBozkurt, H. C. Armstrong
Barış Pehlivan 
17 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

O Türkiye'de bir daha kesinlikle bir diktatör ortaya çıkmasın diye diktatör olmuştur.

Bozkurt, H. C. Armstrong (Sayfa 210)Bozkurt, H. C. Armstrong (Sayfa 210)
BİROL COŞKUN 
22 Eyl 11:46 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Mustafa Kemal fiziksel anlamda olduğu kadar zihnen de korkusuzdu. Fes yerine şapka giymek ve halk toplantısına böyle katılmak, rahatlıkla maskaralık olarak değerlendirilebilirdi. Kalabalık onunla alay edebilir, ona gülebilirdi. Fiziksel şiddetle karşılaşmaktan korkmadığı gibi, alay edilmekten de çekinmiyordu.

Bozkurt, H. C. ArmstrongBozkurt, H. C. Armstrong
HanBatu 
30 Haz 17:31 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Gökyüzü gibi bakan gözleri Vatan diye seyrediyordu cepheleri. Türklerin Atasının.

Bozkurt, H. C. ArmstrongBozkurt, H. C. Armstrong

"Ben milletleri,harp meydanlarında,ateş altında,insanların karakterlerini gizleyemediği yerde öğrendim.Ey millet ! size yemin ediyorum ki ,bizim vatan sevgimiz bütün milletin fevkindedir..." Ben bu yolu uzun yolda ayaklarının üstünde yürüyüp,yolunu öğreninceye kadar halkımın elinden tutacağım.İşte o zaman vatandaşım kendi liderini kendisi seçecek ve kendi kendilerini istedikleri gibi idare edeceklerdir.İşte o zaman benim misyonum bitecektir.

Bozkurt, H. C. Armstrong (Sayfa 197)Bozkurt, H. C. Armstrong (Sayfa 197)
Mertcan Yüce 
21 Mar 15:23 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Yaşamı ve bağımsızlığı için en büyük fedakarlığı yapan bir millet başarısız olamaz.Yenilgi demek, milletin ölümü demektir"
Mustafa Kemal

Bozkurt, H. C. ArmstrongBozkurt, H. C. Armstrong
BİROL COŞKUN 
22 Eyl 12:10 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Mustafa Kemal kararını verdi. Danışmanlarından kimisi, yenilgi riskine girmeden, derhal barış yapmasını istediler. Çoğunluksa, şiddetle derhal saldırıya geçip İngilizleri bir kenara itmesinden Yunanlılara yetişip, onları Atina’ya dek kovalamasından yanaydı. Mustafa Kemal, en belirgin değerlerinden biri olan soğukkanlı muhakemesi sayesinde, birinin boş övüngenliğini ve diğerinin iradesizliğini dikkatle tarttı.
Kararı barış aleyhinde oldu. Bu durumda, istediği koşulları elde etmesi kesinlikle olanaksızdı. Koşulları görüşmek değil, onları kabul ettirmek istiyordu. Yunanlıları şimdi yakalayacaktı. Harrington’ın son dakikada metanetinin tükeneceğine ve onun geçmesine izin vereceğine inanıyordu.
Bir “yetenek testi” uygulamaya karar verdi. İki bin kişilik bir süvari birliğinin İngiliz hatlarına doğru ilerlemesini emretti. Süvariler sert bir şekilde burduruldular; durum ciddi görünüyordu.
Şans yıldızına güvenip kumar oynaması gerekiyordu. Zayıf iradeli bir rakibe karşı işe yaraması mümkün olan bir hile, bir ‘ruse de guerre’ (<ı>savaş hilesi) uygulamayı deneyecekti.
Piyadesinin silahları ters çevrilmiş halde ve dostça, barışçıl davranarak İngiliz mevzilerine doğru ilerlemelerini; eğer mümkün olursa yürüyüp geçerek İngiliz müstahkem mevkilerini işlevsiz bırakmalarını emretti.
Tehlike büyüktü. Her iki tarafta da birliklerde sinirler gergindi. Bir kurşun, bir yanlış anlama, verilecek fevri bir emir savaşı başlatacak ve Türkiye İngiltere’yle savaşa girmiş olacaktı.
Ancak, bir tek kurşun bile atılmadı. Siperdeki İngiliz aksederi ne yapacağını bilmez bir halde şaşkın, kalakalmıştı: Aldıkları emirler oldukça müphemdi: Ateş etmeksizin ya da güç kullanmaksızın Türkleri durdurmaları istenmişti. Türklerse ne duruyor ne de savaşıyorlar; sadece ilerleyişlerini sürdürüyorlardı.
Durum oldukça kritik bir noktaya gelmişti: Türkler dikenli tele yaklaşmışlardı; İngiliz kumandana “Dur” emri geldiği zaman, teli aşmaya başlamışlardı bile: Bir ateşkes yapılmıştı.
Fransızlar doğruca Mustafa Kemal’e bir temsilci, Mösyö Franklin Bouillon’u göndermişlerdi: Fransa, İngiltere’yle çıkacak bir savaşın, Bolşevik Rusya’nın da Türkiye’ye katılmasıyla yeni bir dünya savaşı felaketini alevlendirebileceğinden korkmuştu. Franklin Bouillon, savaşa yol açabilecek tüm olasılıklara son vermek niyetiyle gelmişti: Müttefikler ve İngilizler adına her sözü vermeye hazırdı.
Müttefikler, Yunan ordusunun Trakya’dan çıkarılması ve Türkiye’nin Avrupa topraklarının geri verilmesi konusunda tüm sorumluluğu üstleneceklerdi: Savaştan değil, savaş tehdidinden bile kaçınabilmek için her şeyi, Mustafa Kemal’in tüm isteklerini yapmaya hazırdılar. Ve Mustafa Kemal lütfen, onunla bir anlaşması yaptı.
Gerçekte, tüm istediklerini elde etmişti bu tam bir zaferdi. Bu sonucu elde edebilmek ona belki elli bin askere ve aylarca sürecek bir savaşa mal olacaktı. Ve eğer yenilirse, çok daha kötü şeylere mal olabilirdi. İngilizlerin blöfü başarısızlıkla sonuçlanmıştı.
Birliklerine durmalarını emretti ve İsmet’i General Harrington’la görüşmek Üzere Mudanya adlı köye gönderdi.
Mudanya’da Müttefikler, Yunanlıların Trakya’dan geri döndürülmeleri ve zamanı geldiğinde İstanbul’dan ve tüm Türkiye’den ayrılmaları konusunda anlaşmaya vardılar.
Mustafa Kemal galip gelmişti. Sakarya dönüm noktası olmuştu: İzmir, gösterişli bir başarıydı: Bu ise, gerçek zaferdi. Onun zaferiydi, onun cesareti, kararlılığı, hüneri ve muhakemesiyle bu, gıdadan, donanımdan yoksun, perişan ordu Yunanlıdan kovalamış, Britanya İmparatorluğu’na kendi koşullarını kabul ettirmiş ve tüm Avrupa’nın gözünü korkutmuştu.
Artık içeride ve dışarıda, kendi koşullarını dikte edecekti….”

Bozkurt, H. C. ArmstrongBozkurt, H. C. Armstrong
Barış Pehlivan 
15 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kişisel nüfuzunu yerleştiren Mustafa Kemal halkın duygularını sezerek cemiyetin sağlam desteğini almış ve temsilcilerini de atamış olarak düşmanlarıyla hesaplaşmak üzere Ankara'ya döndü.

Bozkurt, H. C. Armstrong (Sayfa 155)Bozkurt, H. C. Armstrong (Sayfa 155)
BİROL COŞKUN 
22 Eyl 11:53 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

İngilizler savaşmaya niyetlenecek olurlarsa, Türklerin yenilgisi kesindi. Fakat acaba savaşmak niyetinde miydiler? Yoksa blöf mü yapıyorlardı. Bütün sorun bunun anlaşılmamasındaydı.
Fransız ve İtalyanlar, İngilizlerin blöf yaptığını söylüyorlardı. Ruslar da öyle; fakat onlara pek güvenilmezdi. İngiliz gazeteleri savaşa, loyd George’a karşı feryat ediyorlardı. Lloyd George savaşmakta kararlıydı, ama pek çok kişi artık onun sonunun geldiğini ve İngilizlerin onun peşinden gitmeyeceğini ileri sürmekteydi. Burada durumu belirleyecek etken, İngiliz kumandanı Sir Charles Harrington’ın tutumu olacaktı.

Bozkurt, H. C. ArmstrongBozkurt, H. C. Armstrong