Sanatta herhangi dâhiden fazla, şahsiyetten uzak kalmış olan Shakespeare, bana şu hakikati öğretti: Erkek ve kadın, sanatta ve kültür şekillerine umumiyetle birbirlerinden başka hususiyetiler göstermişlerdir.
Maamâfih, deha denilen şey ve hatta muhitin üstünde anlaşılmayan bir kabiliyet bazan bir erkek dâhi, kadın ruhunu, kadınların ifade edemeyeceği bir derinlikle ifade ettiği gibi, kadın dâhi de sanatta bir erkek ruhunu bazan erkekten fazla anlıyor. Deha cinse göre değil, dâhinin ruhunun hususiyetine göre eser yaratıyor.