Hiçbir yerde bir şey yok. Bir oluğun kenarındayım sanki, düşmekten başka bir şey gelmez elimden. Düşmek beni korkutmaz. Ancak hakikat şu ki, düşemem bile; hiçbir düşüş mümkün değil; beni geriye iten ve içinden geçemeyeceğim özel bir boşluk etrafımı sarmış durumda. Neredeyim peki?
İnsanlara bakın: Katıksız boşluk, kör olduğunu söylemesi için onların gözünü uyarır, ve dışarıdaki gece ile içerideki gece arasında sürüp giden şaşırtmaca onların bütün hayatları boyunca gün ışığı yanılsaması içinde bulunmalarını sağlar.
Ağaç dalındaki, gövdeden ayrılma eğilmini fark ettin mi bilmem? Hep öteye uzar. Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu. Özgürlüğe susamışlıktır.