Her şey yoksul, yabanıl, bozuk düzen
Ama her şey öyle kıpır kıpır canlı ki,
Her şey öylesine yabancı ki
Anlamsız yaşamlarımızın
Ölü gevşekliğine,
Kölelerin tekdüze şarkısına benzeyen!
Satılık mal gibi kullanarak vicdanını,
Yoksula cimrice sunma armağanlarını:
Göklere tam cömertlik gerek.
O müthiş yargı günü, bereketli tarla örneği,
Ey mutlu tohum ekici!
Emeğin kat kat karşılık görecek.
Fakat eğer mal canlısı olup da,
Cimrice sadaka verirsen yoksula,
Pintice sıkarsan avucunu,-
Bil ki tüm armağanların taş üzerinden
Bir avuç toz gibi, yağmurla silinen,
Yitip gidecektir- Tanrı hor görmüştür onları.
Ah, sesimle titretebilseydim yürekleri!
Neden yanıyor bu yararsız ateş göğsümde
Ve yazgı neden vermedi bana
Söylevcinin müthiş yeteneğini?
Ey dostlar! Halkın ezilmediğini görecek miyim bir gün
Ve köleliğin düştüğünü çarın işaretiyle,
Ve sonunda doğacak mı yurdumun üzerinde
Güzel şafağı bilginin ve özgürlüğün?
Buradayım, boş kaygıların prangasından kurtularak,
Mutluluğu gerçekte bulmayı öğrenmiş olarak,
Yasaya bağımsız bir ruhla tapınmayı,
Eğitimsiz kalabalığın mırıltısına kulak asmamayı,
Yürekten katılmayı utangaç duaya
Ve imrenmemeyi yazgısına
Adil olmayan bir yükseklikteki kötünün ya da aptalın.