“ Kitaplar bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım, ve kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim.”
| Okur, yazar, gezer. TÜRK, TÜRKçü, AtaTÜRKçü.. | biri ..
İlk kez Ortaokul çağında babacığımın kitaplığından, yine onun tavsiyesi okuduğum bu eşsiz kaynağı, hatırlamak için çıkardım bu sefer yerinden .. ZeytindağıFalih Rıfkı Atay ın 1. Dünya Savaşı sırasında Cemal Paşanın yanında bulunduğu yıllarda edindiği gözlemlerle kaleme aldığı anı- roman diyebileceğimiz nitelikte bir eser. Yazar romanı kaleme alırken o kadar güzel bir dil kullanıyor ki ne yargılıyor, ne de mazur görüyor, Zeytindağı hakikati kayda geçiren dosdoğru bir kaynak. Bu dürüstlük, kitabı bir propaganda metni olmaktan uzaklaştırıp kalıcı hale getiriyor. Okurken yakanızı bırakmayacak his; “ yanlış bir kader anlayışına teslim olmuşluk” insanların aslında tamamen kendi eylemleri ile ortaya koyduğu başarısızlıkları “kaçınılmaz yazgı” olarak görmesi.
Eserde anlatılanlar bir savaş hikayesinden çok fazlası.. Asıl mesele cephedeki yenilgi değil, zihniyet yenilgisidir. Osmanlı yöneticilerinin yerel halkı hiçe sayarak, hatta çoğunlukla aşağılayarak, gerçeklikten çok uzak hayallerle hareket etmesi, sonucunda buyurgan bir yapıya dönüşmesi romanın teması. Güç, kendini sorgulamayı bıraktığında çürür.. Tarihin bir kötü huyu vardır ki tekerrür eder .. Bazı kitaplar iyi hissettirmek için değil ayıltmak için yazılmış. Bir daha yaşanmasın diye yazılmış bu tanıklık metnini elimizden gelse de herkese okutabilsek. Anlayana, sorgulayana ve yüzleşene ne mutlu ..
Gözyaşının hiçbir faydası olmadığını anlamak için, Yahudilerin Kudüs’te yüzlerce yıldan beri her cumartesi günü başlarını dayayıp ağladıkları taşı ziyaret ediniz; Yüzlerce yıllık gözyaşı bu ağlama duvarını bir santim aşındırmamıştır.
Paranın ne büyük kuvvet olduğunu anlamak için ise, Filistin’de yoğun Arap nüfusunu topraklarından süren
siyonist sömürgeciliğini görün. Yüzlerce yıllık gözyaşı, bir külçe altına değmez.