Tüm dünya sistemi, yasaların, tüketici davranışlarının, ekonomi teorilerinin ve dinin rasyonalize ettiği çılgınca varsayımlar üzerine kurulmuştur. İşte İngiliz madenci oğlunun klasik öyküsü:
"Anne, üşüyorum. Sobayı yakamaz mısın?"
"Kömürümüz yok."
"Neden?"
"Çünkü baban işsiz kaldı."
"Neden?"
"Fazla kömür olduğu için."
Böylesine bir delilik, kapitalist sistemin doğası gereğidir. Çoğu toplumsal normlarda bu delilik, a priori olarak kabul görür.