Ya gökyüzü?
İnsanların birbirlerinden farklı kıyafetleri, fiziksel yapıları olsa da ne kadar çok ortak davranışları vardı oysa. Otobüs beklerken ya yola yatırıyorlardı gözlerini ya da telefona. Ya gökyüzü? Hiç başını kaldırıp da o engin maviliğe bakan olmuyordu mesela. "Acaba" diye düşündü adam: Gökyüzüne baktıklarında, kendilerinin de kuşlar, kediler, böcekler gibi bu doğaya ait, normal, sıradan birer canlı olduklarını anımsatacağı için mi gökyüzüne bakmıyorlardı bu insanlar? Yoksa anlamsız, robotlaşmış eylemlerinin farkındalığına varmaktan mı korkuyorlardı? D' Evrilenler
Kitap Alıntısı
Kendi hayatına odaklı insanları çok seviyorum! Ne fesatlık, ne kıskançlık, ne dedikodu, ne de kaos peşinde koşma… Sadece kendi yolunda, dürüstçe ve sade bir şekilde yaşayanlar, tam anlamıyla “normal” bir insan. İşte bu harika.
Alıntı
Reklam
Normal olmak bize göre değil hep beraber delirelim ..
Normal olmak eyleme geçmek için iyi mi kötü mü emin olamadım.
HZ. MUAVİYE'YE "radyallahu anh" DENİLMEZ Mİ? -III-
"Ömer İbnu'l-Hattab (r.a.), Umeyr İbnu Sa'd'ı Humus valiliğinden azledince, yerine Hz. Muaviye'yi (r.a.) tayin etti. Halk: Umeyr'i azledip Muaviye'yi mi tayin etti, diye mırıldandı. Umeyr (r.a.) ise: Muaviye'yi hayırla yâdedin. Zira ben Resulullah aleyhissalatuvesselamın "Allahım onunla (insanlara) hidayetini ulaştır!" dediğini duydum, dedi." Kütüb-i Sitte, Hadis No: 4478 Evvelki yazılarıma yapılan bazı yorumlardan ötürü, daha başlarken bir noktayı açıklığa kavuşturmak istiyorum: Hz. Muaviye'nin "radyallahu anh" denileceklerden olduğu "şu âhirzamana kadar" Ehl-i Sünnet mabeyninde "netameli" bulunmuş bir konu değildir. Mevzuun gerek İmâm-ı Gazalî'nin İhyâ'sında, gerek İmâm-ı Rabbanî'nin Mektubat'ında ve gerekse diğer makbul/muteber kaynaklarımızda nasıl ele alındığını incelerseniz "netameli" hiçbir noktaya rastlayamazsınız. Hz. Muaviye'nin bir Sahabî olarak "hürmete layık olduğu" gayet açıktır. İttifakla da beyânlıdır. Ulemamızın bu meseleyi medar-ı bahs etmeleri, kendi aralarında tartışma konusu olduğundan değil, Şia vb. bid'a fırkaların Mü'minlerin kafalarını/kalplerini karıştırmalarına engel olmak içindir. Elhamdülillah. İşte biz de bugün o salih seleflerimizin izlerini takip ediyoruz. Rabbim, ne bu dünyada ne ötekisinde, dudaklarımızı ayak izlerinden kaldırmasın. Âmin. Bediüzzaman'ın da bu müceddidler kervanının bir halkası olduğunu hatırlarsak, elbette, ondan da bu hak yoldan başkası sâdır olmaz. Başka muradı olamaz. Zâten, Hz. Ali radyallahu anhın duruşunu "azimet" Hz. Muaviye radyallahu anhın duruşunu ise "ruhsat" noktasında ele alması, "her ikisini de" İslâm dairesi içinde gördüğünün delillerinden birisidir. Mezkûr kavramlar hakkında küçük bir özet geçersem: **Azimet "asıl hüküm"dür. Ruhsatsa şartlarına bağlı olarak uygulanabilecek "geçici
Hazreti Muaviye
Erkek kuzenim Diyarbakır'ın elit koylerinde yaşayan biriyle sevgili olmuş kuzenimle instadan normal bir şekilde konuşuyorduk birden onun hesabına koydeki kız girdi ve caz yaptı kuzenimin benimle konusmasini istemiyormus falan bende dedim ki ben tüm kuzenlerime kardeş gözüyle bakıyorum sen kuzenlerinle manitacilik hayali kuruyorsun diye herkes o zihniyete sahip olacak değil kız da bana küfür etti sesimi çıkarmadık kızla tartisinca kuzenim de laf etti kız da kuzenimi sakinleştirmek amacıyla Musa siktir et şu kızı dedi bende dedim ki bence beni sakinlestir Diyarbakır'a gelirsem seni ahirda sikerim Sonra neymsi çok ayipmis falan filan kuzenimle konuşmamı yasaklaman mi ayıp yoksa benim ettiğim laf mı bilemedim
Reklam
Reklam