Onları, senin gibi olanları tanımayı öğrenirsin. Seni geri kalan herkesten ayıran o yüzde 1'lik farkı tanımayı. Çünkü biz yüzde 99 oranında normaliz. Arızalı değiliz, tam tersine daha verimliyiz, daha etkiliyiz, dünyaya sıradan insanlardan çok daha canlı bakıyoruz.
Bir şekilde hedefleri de tanımayı öğrenirsin, er ya da geç kurban olmaya yazgılı olanları. Sıradanları, silik olanları, hayatı kıyısında köşesinde yaşayanları. Fotojenik olmayanı, zengin olmayanı, ortalamanın biraz altında olanı. Evden kaçanı. Tek başına yaşayan gizemli bekâr adamı. Hapisten yeni çıkmış eski bir bağımlıyı. Ama birbirinizi tanıyor olmanız, her zaman aynı fikirde olduğunuz anlamına gelmez. Özellikle de biriniz gereksiz, aptalca riskler almaya başladığında. Fotoğraflar çektiğinde. Parlamayı, sahne ışıklarını istiyormuş gibi davrandığında. Yakalanmayı istiyormuş gibi davrandığında.
Normaliz sanki; tekdüze ve aslında sağlıklı sayılabilecek ilişkilerimiz varmış gibi yapıyoruz. Galiba, bir parça öyle de hissediyoruz... Sessiz, sakın, birbirimize fazla bulaşmadan yaşayıp gidiyoruz işte.
"... aynı anda birden fazla duygu yaşayabiliriz, bu duygular birbiriyle çelişebilir ve bu bizi deli, hastalıklı, dengesiz veya ne istediğini bilmez biri yapmaz."