Ruşen Çakır’ın “Ji Realîteya Kurd Ber Bi Realîteya Kurdistan ve: Serencama Meseleya Kurd” adlı eseri, bir gazetecilik çalışmasından çok daha fazlasını sunuyor: Türkiye’nin yakın dönem Kürt meselesine dair hafızasını tazeleyen, satır aralarında derin devletin korkularını, İslamcı akımların suskunluklarını ve küresel güçlerin oyun planlarını sezdiren bir tarih belgesi…
1. Kitabın Yapısı: Güncelin Tanıklığından Tarihin Kayıt Defterine
Kitap esasen Ruşen Çakır’ın 2013-2014 yıllarında çözüm süreci, Kobani olayları ve cemaat-hükümet çatışması dönemlerinde kaleme aldığı köşe yazılarından oluşuyor. Bu metinler, gazeteciliğin sıcak nabzını taşımakla birlikte, satır aralarında kalıcı analizler barındırıyor. Kitabın sonunda yer alan PKK üst düzey yöneticileriyle yapılan röportajlar ise, eseri sadece bir yorum metni olmaktan çıkarıp birinci elden tanıklık arşivine dönüştürüyor.
Bu yönüyle kitap, akademik bir kurguya sahip olmasa da; yaşanmışlığın, gözlemin ve sahici değerlendirmenin belgesel ağırlığını taşıyor. Bir dönemi anlamak, çözülen ve yeniden düğümlenen bir meselenin anatomisini görmek isteyen her okuyucu için temel bir başvuru kaynağı niteliğinde.
2. Küresel Düzlem: Suriye, IŞİD ve Kürt Realitesinin Meşrulaşması
Çakır’ın analizlerinde öne çıkan başlıklardan biri, Suriye'nin coğrafi ve jeopolitik önemidir. Antik medeniyetlerin mirasçısı bu topraklar, bugün emperyal projelerin ve vekalet savaşlarının arenasına dönüşmüş durumda. Suriye sahnesinde YPG öncülüğünde oluşan Kürt yönetimi, sadece bölgesel bir gelişme değil, aynı zamanda uluslararası denklemde bir “realite” olarak yer edinmiştir.
ABD desteğiyle güç kazanan YPG, IŞİD karşısında Batı için bir “müttefik” olarak öne çıkarılmış; bu da PKK’nin uluslararası arenadaki algısını dramatik şekilde dönüştürmüştür.