İnsan Doğasının Değişmeyen Aynası: Amerigo
Puan vermedi·104 syf.·
2026 11. kitabı
Tarih kitaplarıyla aram hiçbir zaman çok iyi olmadı; çoğu zaman onları fazla didaktik, bunaltıcı ve kuru bulmuşumdur. Bu yüzden Stefan Zweig’ın Amerigo’suna başlarken de beklentim oldukça düşüktü. Ancak karşımda kuru bir kronoloji değil, insan ruhuna ayna tutan bir eser buldum. Öyle ki bu okuma yolculuğu, bende pek çok farklı duyguya dokunmayı başardı. Kitabın geçtiği keşifler çağında, biz de bir doğu memleketi olarak Avrupa'ya yön verecek ve öncülük edecek pek çok ilme sahipken, sonrasında birçok konuda Batı'nın gerisinde kalmış olmamız beni derinden üzdü. İster istemez insan, bu toprakların yeniden bilimde ve sanatta dünyaya öncülük ettiğini görmeyi arzuluyor. Bu burukluk, geleceğimiz adına daha çok çalışmam ve üretmem gerektiğine dair sorumluluk hissi, küçük bir iç not bıraktı. Ancak bu tarihî hüznün ötesinde, satır aralarında ilerledikçe asıl şaşkınlığı insanlığın değişmeyen doğasında yaşadım. Satır aralarında gezinirken, aslında Amerigo Vespucci ve Kristof Kolomb'un arasının oldukça iyi olduğunu öğreniyoruz. Hatta bu durum Kolomb'un oğlu tarafından da doğrulanmış. Buna rağmen insanların kendi işlerine gelecek şekilde hikâyeler uydurması ve Vespucci'nin adı altında kendi hayallerini, heveslerini anlatmaları insanlığa olan güvenimi sarstı. Çünkü fark ettim ki insanlar, tarih boyunca çoğu zaman gerçeğin değil, kendi arzularının peşinden gitmişler. Bu durum, tarihin sadece kazananlar tarafından değil, aynı zamanda manipüle edenler tarafından da yazıldığını kanıtlar nitelikte. Kitabı okurken fark ettiğim bir diğer acı gerçek de şu oldu: Ağzı olan konuşmuş, eli kalem tutan herkes kendi hayal gücüne göre bir şeyler yazıp çizmiş. Doğru kaynağa ulaşmanın bazen ne kadar zor olduğunu görmek, kitap boyunca anlatılan olayların bana sadece tarihî bir tartışmayı
AmerigoStefan Zweig · Can Yayınları · 20141,933 okunma
Canan Tan - Piraye
Puan vermedi·393 syf.··
2026 19. kitabı
Eser kahraman bakış açısıyla yazılmıştır, Piraye hikayeyi bizzat anlatır. Akıcı ve kolay okunan bir eserdi. Bu açıdan kitapçıların "çıtır roman" dedikleri kategoriye girer diye düşünüyorum. Piraye konservatuvarda tiyatro bölümü istese de diş hekimi babası buna izin vermez ve üniversitede o da diş hekimliği okur. Babası çok okuyan, entelektüel bir aydındır. Nazım Hikmet'in sevgilisi Hatice Piraye'den esinlenerek ablasının adını Hatice, onun adını da Piraye koymuştur. Piraye'ye göre onun içindeki edebiyat tohumlarının temelini bu olay atmıştır. Babası sol temayüllü bir adamdır ve Piraye de doğal olarak bu temayülle büyür. Diş hekimliği fakültesine başlar, Esin isimli kolej arkadaşı da aynı fakültede okumaktadır. O biraz daha hoppa ama eğlenceli bir kızdır. Arif isimli oldukça yakışıklı bir sınıf arkadaşları vardır. Bir gün derse geç kalan Arif'e not verme vesilesiyle Piraye ve Arif tanışırlar. Vakit geçirdikçe ortak noktalarının fazla olduğunu, ikisinin de şiir sevdiğini görürler. Birbirlerine şiir kitapları hediye ederler. Arif devrimci şiirlerin yanına sevgi şiirleri de sıkıştırmaya başlar. Birbirleriyle şiirleşmeye başlarlar. Yaz tatili gelip çatar ve ismini koymadıkları sıcak bir ilişkileri vardır. Piraye yazı bu sebepten biraz huysuz geçirir. Annesinin onun şiirleri sakladığı kutuyu bulmasıyla da aralarında komünist olduğu gerekçesiyle bir gerilim yaşanır. Çünkü bu en başta eğitim hayatı için problemdir. Ayrıca Arif'in memur çocuğu olması ve maddi durumunun iyi olmaması da başka bir sorundur. Her ne kadar Piraye o ana kadar bu ilişkiye kendini çok yakın hissetmese de çocuğu ve durumunu sahiplenir. Annesi durumu babasına da şikayet eder ancak babası ılımlı ve sevecen yaklaşır. Arif ailesine kızdan bahseder ve tanıştırmak ister ancak Piraye resmiyete Arif
PirayeCanan Tan · Doğan Kitap · 201650,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
··
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:00
Far from the Madding Crowd was more than a love story for me. It is about love, pride and how our choices. I enjoyed the life book and Bathsheba. Also seeing how her relationships changed over time. I loved the countryside setting and the quiet atmosphere of the book. The story moves slowly but it fits the mood I believe. As some characters frustrated me this also made them feel more real. Compared to Pride and Prejudice, which I enjoyed more, Hardy's novel felt more serious. It lacks Austen's lively conversations, but both books are those days' NETFLIX dramas. Not every chapter worked for me, but the book left me a calm and beautiful sense of life. The life I really admire to have.
Far from the Madding CrowdThomas Hardy · Penguin Classics · 20034,391 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 54. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:31
الحمد لله، الحمد لله، الحمد لله، والصلاة والسلام على نبيه ﷺ، السلام عليكم ورحمة الله وبركاته. Çok kıymetli bir hocanın tavsiyesi üzerine alıp okuduğum bir kitap. Açıkçası hocanın tavsiyesiyle zaten güzel bir kitap olacağını tahmin etmiştim ama bu kadarını beklemiyordum. Gerçek Bir Talebe Olma Yolunda Dökülen Terler! Normalde taş çatlasa iki günde bitecek bir kitapken, vallahi bitsin istemedim. Bazı sayfalarına tekrar tekrar döndüm. Alıntılar konusunda kendimi tutamadım; bu yüzden biraz spoiler vermiş olabilirim. Daha fazla vermemek için de artık az konuşacağım (başarabilirsem). Kitabın üslubu, tarihine yakışır bir şekilde seçilmiş. Gerçekten okuyor gibi değil, adeta izliyor gibi hissettim kendimi. Hatta birçok yerde ciddi anlamda heyecanlandım :) Fakat bu heyecanın ötesinde, bana birçok şeyi sorgulattı. Özellikle nimetlere karşı şükrümü ne kadar eda edebildiğim sorusu zihnime ağır bir şekilde düştü. İster istemez her okuyucuya şu soruyu sorduruyor: “Sen, zamanının sultanı, padişahısın. Asırlar önce sultanların ve padişahların ulaşamadığı nimet ve imkânlara sahipsin. Peki ömrünün baharını nerede harcadın?” Bu soru, beyne inen bir balyoz gibi insanın üzerine çöküyor. “61 yaşındaki birinin olgunluğu, düşünce tarzı, azmi ve çalışkanlığı karşısında hayâ edip saygı duyacağı 16 yaşında bir ravi.” Ben daha çok konuşurum ama burada keseyim. Kitap not alınmadan okunacak bir kitap değil. Notlar alarak istifade edilecek bir kitap. Hâlâ kafamda ravinin kim olduğuna dair birkaç ihtimal var :) Sonunu hiç böyle beklemiyordum; hem duygulandım hem de çok şaşırdım.. Allah ona rahmet etsin. Yazarın kalemine sağlık وآخر دعوانا أن الحمد لله رب العالمين "Duamızın sonu, âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir."
RâviMuhammed Enes Topgül · Ketebe yayınevi · 2021880 okunma
9/10
·325 syf.··
2026 27. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:38
Kitapta bana en çok dokunan şey, 'akıllı olursam beni severler' düşüncesi. Acaba kaç çocuk böyle düşündü bu zamana kadar diye sorgulayıp üzüldüm gerçekten. Akıllı olsan da dert, olmasan da dert bu dünyada. Kitap bunu o kadar güzel anlatmış ki, bir de tabi kimsenin 'özüne' bakmadığını. Kitabın ana karakteri Charlie, düşük IQ ile doğan bir çocuk. Bilim adamları da bu zeka seviyesini arttıracak bir yöntem bulurlar. İlk önce Algernon adlı farede denenir ve başarıya ulaşır. Charlie de düşük seviyesine rağmen okuma yazmayı az çok bilen, kendi başına hareket edebilen biri olduğu için, mükemmel bir adaydır ve deneyi kabul eder. Deneyden sonra bütün her şeyi not alır. Kitabı okurken yazım yanlışları görünce şaşırmayın,okudukça anlayacaksınız nedenini. Düşük zekalı olduğu zaman yaşananları, zekası artmaya başladıkça daha iyi anlar. Geçmişte ailesiyle yaşadıklarını sorgulamaya başlar. Hayali zeki olup annesinin karşısına çıkmak çünkü sürekli annesiyle bu konuda sorun yaşamıştır. Zeki olunca daha çok arkadaşı olacağını zanneder, küçükken hep dışlanıp, dalga geçilmiştir çünkü. Ama hiçbir şey istediği gibi gitmez, hatta zekası arttıkça insanlar ondan uzaklaşır, onu kıskanır ve yine yalnız kalır. Her şey çok güzel giderken Algernon da yanlış bir şeyler olmaya başlar, Charlie de bunun kendisine de olacağını fark eder ve önlemek için çalışmalar yapmaya başlar. Ne yaparsanız yapın insanlar bir şekilde sizi hor görmeyi başaracak. Okurken hem üzüldüm hem çok sinirlendim. Özel eğitimde de çalışmış biri olarak, gerçekten hepsi çok özel bireyler ve herkesi insan olarak görüp, içlerine bakarsak çok şey başarırız diye düşünüyorum. Kesinlikle tavsiye okuyun,okutun.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
İslamda nikah yoluyla seks;helaldir,teşvik edilmiştirve sevaptır
10/10
·768 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Cinsellik, insan için yalnızca biyolojik bir üreme mekanizması ya da basit bir bedensel deşarj yöntemi değildir; fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal esenliği bütünüyle tamamlayan çok boyutlu, fıtri bir varoluş alanıdır --- Doğru yaşandığında cinsellik, doğanın insana sunduğu en güçlü haz, arınma ve şifa kaynağıdır. Uyarılma ve orgazm anında beyindeki 30'dan fazla bölge aynı anda aktive olur. Beyin adeta kendi doğal eczanesini devreye sokarak dopamin (coşku ve motivasyon), oksitosin (bağlanma ve sevgi), endorfin (doğal ağrı kesici ve huzur) ve serotonin (mutluluk ve tatmin) hormonlarını muazzam bir nörokimyasal şölenle kana karıştırır. Cinselliği bu derece harika ve tatmin edici bir lezzete dönüştürür --- İslam dini, cinsel doyumun ve hazzın sadece erkeğin değil, kadının da en doğal hakkı olduğunu savunur. Peygamberimiz (s.a.v.), eşlerin birbirini hazırlamadan, oynaşmadan ve cilveleşmeden "hayvanlar veya kuşlar gibi" doğrudan ilişkiye girmesini yasaklamış; öpüşme, dokunma ve tatlı sözlerle yapılacak ön sevişmeyi sünnet olarak hayatımıza katmıştır. İlişki esnasında acele edilmemesi, kadının da tatmin olmasının beklenmesi ve birleşmeden sonra hemen çekilmeyip bir süre ten tene kalınması (son sevişme) tavsiye edilmiştir. (Not: Yorum AI tarafından yapıldı, istem ve kaynakları ben verdim, dileyene detaylı olarak bilgi verebilirim)
Cinsellik
Evlilik ve Cinsel HayatAsım Uysal · Uysal Yayınevi · 200291 okunma