Ben hasta bir adamım...
Kitaba olan puanım 9 yıldız. (Bunun sebebi ve puanlama tablom en altta verilecektir.)
SPOİLER İÇEREBİLİR
Son dönemde okumuş olduğum en iyi kitap. Bir Oğuz Atay hayranı olarak bu kitabın içinde hem Tutunamayanlar'ı hem de Tehlikeli Oyunlar'ı görmek mümkün. Bu özelliğiyle birlikte benim favori kitaplarımdan birisi olmuş durumda. Dostoyevski, tutunamayan bir insanın kendi içerisinde varoluş problemleriyle dolu ağır bir bunalımda olan ve sürekli olarak kafasında küçük oyunlar oynayan bir adamın hikayesini konu almış. Ve şunu da söylemeden geçemiyorum, insanlara ayak uyduramayan insanlar için bir başyapıt...
Kitap iki ana bölümden oluşmakta. Birinci bölüm "Yeraltı". Yeraltı, kendisini insanlardan tamamen soyutlamış bir adamın insanlık üzerine konuşmalarını konu alıyor. Çarpıcı açıklamaları mevcut olan bu bölümde, yazar adeta insanlığa kafa tutuyor. Beyin yakacak nitelikle olduğu sorularla ve tespitlerle de insanın psikolojisini ele alıyor. Bu bölümde ağır hezeyanları görmemiz mümkün. Ama eğer kitabı okursanız bu hezeyanları yadırgamıyorsunuz. Tam tersine yazara hak veriyorsunuz.
İkinci bölüm ise "Notlar". Notlar, yazarın bu duruma nasıl geldiğini anlatıyor. Ama Notlar'ın sonunda söylediği gibi, bu kadar yeter diyor ve hepsini anlatmıyor. Bu bölümde de hezeyanlar içerisinde ki bu adamın monolog tarzda konuşmalarını görüyoruz. Aslında insanların ona düşman olmadıklarını bir çoğunun onu görmediklerini bile şahit oluyoruz. Fakat yazarımız aslında onlarla değil de kendisiyle amansız bir savaşa dahil oluyor.
Genel anlamda ağır yalnızlık sonucu ana karakterimizin yeraltına girmesi ve dışarı çıksa dahi dış yaşama uyum sağlayamamasını konu alıyor. Dışarıda ki yaşamı beğenmiyor ve onları kendisinden küçük olarak görüyor. Yazarımız gördüklerine göre değil