Nil Arslan

Nil Arslan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·152 syf.·
2026 7. kitabı
Ariana Harwicz
6.2/10 · 1.061 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·160 syf.··
2025 1. kitabı
160 sayfa ve üç bölümden (vejetaryen, moğol lekesi, alev ağacı) oluşan kısa, akıcı bir kitap. Kitabın adı vejetaryen olsa da kitap bize vejetaryenliği anlatmıyor. Bir toplumda “ayrık” olmayı ve diğerlerinin bu duruma bakış açısını anlatıyor. Yonğhe isimle evli genç bir kadın gördüğü bir rüya sonucu vejetaryen olmaya karar veriyor ve bu kararının nedeni değil ama sonuçları eşinin, eniştesinin ve ablasının gözlerinden her bölüm bize ayrı ayrı anlatılıyor. Açıkça yazmak gerekirse kitabın özellikle ikinci bölümü çok rahatsız edici ögeler barındırıyor. İlk bölümdeki ataerkil bakış açıları rahatsız ediciydi zaten ama ikinci kısımda cinsellik çok baskın bir hal alıyor ve bu durum takıntıdan doğan arzu ya da arzunun takıntıya dönüşmesi şeklinde işleniyor. Ama aynı zamanda bir o kadar da renkli bir bölüm diyebilirim. Son bölümde ise hikaye vites düşürüyor, sakinleşiyor. Geçmiş ve gelecekteki eksik kısımlar dolduruluyor, hüzün ve pişmanlıklar gün yüzüne çıkıyor. Herkesin kendince bir nedeni, haklı sebebi var Yonğhe’in “ayrık” davranışına karşı ama Yonğhe’nin neden böyle davrandığı, neden her şeyden, hayattan, varoluşundan vazgeçtiği; onun düşünceleri, kendi tepkileri yok. Bunlar bize anlatılmıyor. Sonlara doğru ablası biraz anlıyor gibi ama geç kalıyor. Bu kitabı sevdim mi, evet; önerir miyim, bilmiyorum. İnsanı sarsan kitaplardan. Han Kang iyi bir yazar, her bölüm farklı bir kalemden çıkmış ya da bambaşka zamanların öykülerinin bir araya getirilmesi gibi. Çevirisi de bence gayet güzeldi sadece bazı kişiler Korece isimlerin okunuş şekliyle yazıldığından şikayetçi olmuş. Son söz olarak edebiyat bazen de insanı rahatsız etmeli diyorum.
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,7bin okunma
Puan vermedi·1062 syf.··
2024 18. kitabı
"Anna'nın okuduğu kaygılarla, aldatmalarla, dertlerle, kötülüklerle dolu kitabı aydınlatan mum, her zamankinden daha parlak ışıldayarak daha önce karanlıkta kalan her şeyi aydınlattı, çıtırdamaya başladı, sönmeye yüz yuttu ve sonsuza denk söndü." Okumayanın dahi konusunu bildiği bir kitaba ilişkin ne yazılabilir? Aşk, hem insanın hayatındaki her boşluğu doldurup tamamlanmışlık hissini yaşatabilir hem de her gün daha da artan bir ızdıraba sürükleyebilir. Birbiriyle kesişen bir sürü karakter ve bu karakterlerin hikayesini de aynı zamanda okuyoruz. Ama özellikle Tolstoy'un Lenin karakteri üzerinden dönemin sosyal ve ekonomik yapısına ilişkin fikirleri kitapta fazlasıyla yer kaplıyor. Bu nedenle kitabın adı Anna Karenina olsa da aslında tek ana karakter o değil. Lenin'in hayatındaki her yeni gelişme ile bir anda pazartesiden itibaren farklı bir insan olacağım moduna girip sonra eski haline dönmesiyle sonuçlanan kısımlar bir noktadan sonra beni bunalttı. Özellikle ilk kez Rus edebiyatı okumuyorsanız bahsedilen sosyal kaygıları daha önce de defalarca okumuşsunuzdur. Bu nedenle kitabın sonunun da Lenin ile bittiğini fark edince bir süreliğine kitabı kenara koydum ve sonrasında tamamen bitirebildim. Aynı zamanda 2012 yapımı Anna Karenina filmini de izlemeyenlere şiddetle tavsiye ederim
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,6bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2024 17. kitabı
"Sevgili çizgilerim benim, sevgili kırışıklıklarım, sizi ne kadar seviyorum... Siz bana ne çok şey öğrettiniz... Siz beni ne kadar çok seviyorsunuz... Siz benim mutluluğum, siz benim savaşım, siz benim mutsuzluğum, siz benim acılarım, siz benim özgürlüğümsünüz... Sevgili, ince, küçük, zarif çizgilerim... Dostlarım. Siz olmasanız ben ne yapardım? Siz benim kararlılığım, siz benim gücümsünüz. Sizi oluşturana dek neler yaşadım... neler çektim... nasıl savaştım ben... ve size böyle anlayışla, mutlulukla bakabilmek için... ne çok uğraştım." Başka bir kitaba ilişkin paylaşım yapmayı düşünüyorken Duygu Asena'nın "Kadının Adı Yok" kitabını iki ay önce bitirmeme rağmen hala paylaşmadığımı fark ettim. Bu nedenle bu paylaşım karanlık zamanlara gittiğimizin çarpıcı örneklerinin sergilendiği bu günlere denk geldi. Kadının Adı Yok'un ilk basım tarihi 1987. Kitapta ayakları üstünde durmak için çabalayan, sorgulayan bir çocuğun- genç kızın- kadının hikayesi işleniyor. Büyürken yaşadıkları, küçük dünyası olan ailesi içinde yaşananlar, zamanla genişleyen çevresiyle beraber diğer kadınların da yaşadıkları. Bildiğimiz, yaşadığımız, duyduğumuz ya da muhakkak alakasını anımsamıyor olsak da tanıdık gelen hikayeler. Çünkü hiçbir şey değişmiyor. Hikayeler hep tekrar ediyor. Her şey daha kötüye gidiyor. 2025 yılında Türkiye'de şiddetten ölen kadın sayısı 455. Bu kadınlara ilişkin bilgileri öğrenmek isterseniz anitsayac.com'u ziyaret etmeniz yeterli. KADINLAR ÖLÜYOR. KADINLAR KATLEDİLİYOR. Kendi ayaklarımız üstünde durabilecek miyim endişesi yerine yarın hayatta olacak mıyım endişesi artık üstünlük kuruyor.
Kadının Adı YokDuygu Asena · Doğan Kitap · 20268,1bin okunma