Nil Arslan

benim ordum seninkinden çok daha büyük kardeşim, diye düşündü Catelyn. benim korku ve şüphelerden oluşan bir ordum var
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·448 syf.··
2024 5. kitabı
"ama birden farkettim ki ne ben, ne de başka birisi hiçbir yere ait değildi. aidiyet bir kandırmacaydı küçük çocuklara anlatılan. hiçbir yerde hiç kimse beklemiyordu beni.'' Hakan Günday'ın ilk romanı, eseri. Daha 24 yaşındayken yazdığı bu eser, yeraltı edebiyatımızın mihenk taşlarından. Lisedeyken Hakan Günday ile tanışmıştım. Oda arkadaşımda birçok kitabı vardı ve ben ödünç alıp ondan hep okuyordum. Bütün kitapları unuttum yıllar içinde, sadece sonları toparlayamıyordu diye bir fikir kalmıştı aklımda. Bu özel baskıyı görünce yeniden okumak istedim. Emre Orhun neredeyse her sayfada okuduklarımızı daha da somutlaştırmış. Çizimler de aynı bu kitap gibi karanlık, yani kitapla uyumlu. Bu okuyuşumda kitap bana biraz ağır geldi. Çok karamsar, bazen çok rahatsız edici. Eski benin bu kitabı nasıl okuyabildiğine şaştım. Neredeyse bir ay kadar elimde süründü. Bunun bir nedeni de kitabın boyutu tabii ki. Her dışarı çıkışımda yanımda götürmem mümkün değildi. Evde vakit buldukça okuyabiliyordum ama yine de süründü. Ama bir yerden sonra elimden düşüremez oldum. Kitap üç bölüme ayrılıyor: Kinyas, Kayra ve Hayat; Kayra'nın Yolu; Kinyas'ın Yolu. Yola ayrımlarına girmemizle beraber kitabı elimden bırakamaz oldum. İlk bölüm birbirine tamamen zıt iki karakterin hayatı boşverip, ailelerini terkedip yaşadıkları hayatı anlatıyor. Kendilerinden nefret ediyorlar ve bu nefreti haklı çıkartmak için de ellerinden geleni yapıyorlar. Tek hedef bunların sonunda beyin ölümüne ulaşıp bu dünyayı terk etmek. Gerisi önemli değil. İlk kez okuyacaksanız bu kısımları atlayabilirsiniz. Hayatlarını yazdıkça düşünüyorlar ve bunun sonunda Kinyas Kayra'yı terk ediyor tamamen. İşte burada kitabımız Kayra'nın ve Kinyas'ın yolu olarak ikiye ayrılıyor. Birbirlerinden ayrı neler yaşadıklarını okuyoruz. Lisede
Kinyas ve Kayra (Ciltli)Hakan Günday · Doğan Kitap · 202335,4bin okunma
7/10
·56 syf.··
2024 4. kitabı
"Tutkumu açıklamak değil -bu, onu bir hata ya da gerekçelendirilmesi gereken bir kargaşa olarak kabul etmek anlamına gelir- sadece sergilemek istiyorum." Annie Ernaux işte bu bir cümlede kitabın konusunu açıklıyor. Ernaux'un Boş Dolaplar ve Babamın Yeri kitaplarını okuduğum için kaleminin nasıl işlediğini öğrendim. Bu nedenle Ernaux okumaya başlayacaksanız asla bu kitapla başlamayın çünkü yadırgayacaksınız. Ernaux, Normandiya'da küçük bir yerde bakkal-kafe işleten bir ailenin çocuğu. Çalışkanlığı sayesinde iyi okullara gidebilmiş ama hep ailesinin ve yeni girdiği çevredeki insanların standartları arasında bocalamış birisi. Yalın Tutku'yu okursanız bunları bilmeyeceksiniz. Önemli mi bilmeniz, evet. Bu üç kitabında da Ernaux kendisini anlatıyor sadece. Kitabı bitirdikten sonra bende insanların yorumlarını okudum. Kitabın ana karakteri hep üçüncü şahıs bir kişi, hayal ürünü gibi bahsedilmiş ama Ernaux'un kaleminden, geçmişine dair verdiği ufacık bir ayrıntıdan o kadar bariz anlaşılıyor ki karakterin kendisi olduğu. Yazar, evli bir erkekle olan ilişkisini anlatıyor. Kitabın sadece cinsellikten oluştuğunu, kitaptan bu nedenle tiksindiğini belirten okurlar da olmuş. Bence öyle değil. Ne hissettiyse, nasıl bir ruh halindeyse hiçbir şeyi çarpıtmadan, kendini kollamaya çalışmadan anlatmış. Karşı tarafın ne zaman geleceği belli olmadığından hayatını hiçe sayarak, sadece telefon başında aramasını beklediğini; yaptığı her hareketin, aldığı her şeyin onun gözünden görmesi, onun için yapması; ona taparcasına kendisini nasıl adadığını anlatıyor. Bunları o kadar sadece ve keskin bir şekilde anlatıyor ki ilk kez Ernaux okuyorsanız sizi şok edecektir. Saf bir tutku görüyoruz. Yazar hiçbir şekilde kendini aklamaya da çalışmıyor. Konumunun, ne yaptığının, hatta karşı tarafın kendini
Yalın TutkuAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20226,8bin okunma
Puan vermedi·134 syf.··
2024 3. kitabı
"20. yüzyıl bize hiçbir doktrinin mutlaka kendiliğinden özgürlükçü olamayacağını, hepsinin, komünizmin, liberalizmin, milliyetçiliğin, büyük dinlerden her birinin, hatta laikliğin kontrolden çıkabileceğini, hepsinin yozlaşabileceğini, hepsinin elinin kana bulaştığını öğretmiş olacak. Hiç kimse fanatizmin tekeline sahip değil ve tam tersine hiç kimse de insanlığın tekeline sahip olamaz." •Amin Maalouf'un Ölümcül Kimlikler adlı deneme kitabı 1998 yılında yayımlanmış. Kitapta basit bir konu üzerinden yola çıkıyor, kendi aidiyeti. •Lübnan doğumlu bir Hristiyan olup hayatının yarısını Paris'te yaşayarak geçirmiş olan kendisinin aidiyetleri, kimlikleri üzerinden yola çıkıyor. İnsanların ona sorduğu 'içinin derinliğinde' nereye ait hissediyorsun sorusu yerine, ait olduğu birden çok kimliği benimsediğini ve bu kimliklerin insanı oluşturduğunu, herkesin hayatının belirli evrelerinde kimliğinin bir parçasının öne çıktığını, zamanla bunun değişebildiğini ama bizi oluşturan şeyin kimlikler bütünü olduğunu ve bu nedenle aslında din, dil, ırk vb. herhangi bir ayrımın ne kadar manasız olduğunu bize anlatıyor. •Kitabın ilerleyen kısımlarında ise dünyalılaşma üzerinde duruyor. Hem özümü, geldiğimiz kimliği koruyarak hem de aslında bir olarak, daha evrensel bir kimliğe bürünebileceğimize değinip bunun aleyhe ve lehe olabilecek kısımlarını tartışıyor. •Kitabın politik söylemleri de söz konusu, hükümet sistemleri de tartışılıyor sona doğru ama deneme türünde olmasının bir sonucu bu. Amin Maalouf, yazarken gününün koşullarını da tartışıp eleştirmekten başka çaresinin olmadığı bir konu seçmiş. •Son sözde ise torunum bir gün yetişkin biri olup, aile kitaplığında bu kitabı bulduğunda büyükbabasının zamanında hala böyle şeylerin konuşulmasına ihtiyaç duyulmasına hayrete düşmesini temenni
Ölümcül KimliklerAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20199,8bin okunma
Fırtınalar gelir gider, dalgalar vurur, büyük balık küçük balığı yutar ve ben kürek çekmeye devam ederim.