İtalyan yazar Alba de Céspedes, Aralık 1950 ile Haziran 1951 arasında bir dergide haftalık olarak yayımladığı yazıları bu kitapta bir araya getirmiş. Ama öyle bir araya getirmiş ki, ortaya sadece bir roman değil, bir iç dünya panoraması çıkmış.
Valeria Cossati bir pazar günü eşine sigara almak için bakkala gidiyor ve oradayken gözü vitrindeki siyah bir deftere takılıyor. Ona sahip olmak istiyor. O dönemin İtalya’sında pazar günleri tütün dışında ürün satışı yasak. Valeria ısrar edince adam defteri ona gizlice veriyor ve “ceketin altına sakla, kimse görmesin” diyor. İşte hikâye böyle başlıyor ve okur, Valeria’nın bu deftere gizlice yazdığı notları okumaya başlıyor.
Valeria kırk üç yaşında, yirmi iki yıllık evli. Kocası Michele ve yetişkin çocukları Mirella ile Riccardo’yla yaşamaktadır. Tüm hayatını ailesine adamıştır. Boş zamanı yoktur. Geçim sıkıntısı nedeniyle bir ofiste sekreterlik de yapmaktadır.
Siyah defter onun gizli alanı. Kimsenin bilmediği, göremediği, yalnızca ona ait bir yer. İçini kimseye açamadığı şeyleri, yaşadıklarını, kırılganlıklarını, zaaflarını, eşine ve çocuklarına karşı duyduğu duyguları, kuşak çatışmalarını, kendi ailesiyle ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerini, yani tüm hayatını bu yasaklı deftere yazıyor gizli gizli. Okur da bu satırlar aracılığıyla onun iç dünyasına yaklaşır ve zamanla o dünyayı anlamaya başlar.
Valeria’nın yaşadıkları evrensel. Zamanı, mekânı, dili aşıyor.Dünyanın neresinde, hangi yılda yaşarsak yaşayalım, bir kadının başına gelebilecek şeyler bunlar. Çok tanıdık. Çok gerçek. Çok içimizden.
Sonuç olarak “Yasak Defter”, bir kuşağın, bir cinsiyetin ve susturulmuş tüm duyguların hatıra defteri gibi. Eğer Annie Ernaux, Elena Ferrante kitapları okumayı seviyorsanız bu yazarın kitaplarını da seversiniz
Türkçesi ne yazık ki