Terk gibi, taş gibi,
Zamansız mekân gibi
Öyle katı ki unutuyor insan
Taş neydi, terk neydi
Hele zaman...
Bir su damlasıyım
Bir değirmenden sızıyorum
Bir yosun parçasıyım,
Göçmen.
Taşa rağmen
Yaşa rağmen
Öyle kayıp gidiyorum.
Bir handa, geçmişin çatısı altında
Dinlen, kendi yüreğini kemirmeden
Sürmeden o kırk çarklı arabarı boşluğa
Sürtmeden yere akıl denen tekerleği
Öyle gerçek ki insan olduğun
Kendini kandırdığın gibi olamaz
Öyle acı ki bir yandan
Karşında hep bir mezar,
Yıldızlara çevirdiğin yüzünde
On binlerce yansıma var.