Hiç gitmediğimiz yerlerde gün ağarıyor.
Ne tuhaf değil mi? Aynı gökyüzünün altında bambaşka sabahlara uyanıyor olmamız.
Bu kadar kalabalıkken nasıl oluyor da bu kadar yalnız hissediyoruz?
İçinden geldiği gibi yaşamak -işgününde gezmeye çıkmak, ikinci bir kez âşık olmak, kadın olarak lokantada tek başına içki içmek- uygunsuz hareket demekti; insan 'içinden geldiği gibi bir şarkıya katılırdı olsa olsa, ya da birini dansa kaldırırdı.
Hangi uzak derinlerde göklerde
Yandı senin ateşin gözlerinde?
O hangi kanatla yükselebilir?
Hangi elle ateşi kavrayabilir?
Ve hangi omuz ve hangi beceri
Bükebildi kalbinin kirişlerini?
Ve kalbin atmaya başladığında.
Kodum sıcak yuvalarda neyim varsa,
Seçtim yeniden dağları dağları.
Güneşin altın elleri değdiğinde,
Doğanın diri memeleri belirirler mavi mavi.
Yeniden çıkmalıyım o dağlara,
Dağlar demeliyim, Erciyeş benim dağım,
Karlı yatağımı doruğuna taşıyacağım.
Orada seveceğim bir kar güzelini,
Çiftleşmelerin en güzeli o dağ gecesinde.
İzoldedir o, Aslıdır o, aşkları dağlara boy veren
Öyle sevişiriz ki orada, buzullar yatağında,
Erimeye başlar güneşimizden kar defineleri.
Sen o zaman gör nasıl olur ırmak dediğin
Öyle baharlar yaşar ki,
Donmuş toprağın altında,
Dallar renk renk açar belki,
Gizli bir sabah vaktinde.
(...)
Asıl güzel yapan yeri,
İnsan izidir gönlüne.