“Ben artık kimseyle konuşmak istemiyorum, Olric.
Her söz biraz daha uzaklaştırıyor beni insanlardan.
Her cümle, biraz daha eksiltiyor içimdeki inancı.
Sessizlikte bir huzur var, ama o da uzun sürmüyor.
Çünkü insan, kendi sesinden bile kaçamıyor
“Bazı insanlar vardır, yaşadıkları her şeyi ciddiye alırlar.
Ben onlardan değilim.
Çünkü ciddiye alınacak hiçbir şey bulamıyorum hayatta.
Her şey biraz gülünç, biraz acıklı geliyor bana.
İnsanlar büyük laflar ederken, ben hep o lafların arkasındaki boşluğu görüyorum.
Bir türlü inanamadım onların önem verdiklerine.
Belki de bu yüzden hiçbir şeye tutunamadım.”
“Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.
Her şeyden korktum; hayatın kendisinden, insanların bakışlarından, kendi yetersizliklerimden.
Ve bütün bu korkular içinde yaşadım; yaşamak için yaşamadım, sadece korkularımı ertelemek için…
İnsan bazen kendi hayatına bu kadar yabancı olur mu?
Kendime bile tutunamadım; tutunmak, bazen başkalarına gösterilen bir cesaretmiş gibi geldi bana.
Oysa cesaret, her zaman göz önünde olan bir şey değil, gizlice, sessizce içten gelen bir dirençti.
Belki de bu yüzden tutunamayanlar, en çok kendilerine tutunamazlar.”
“İnsanın içini kemiren bir şey var. Bu dünyada bir türlü yerine oturmayan bir şey. Herkes bir yere yetişmeye çalışıyor, ama nereye? Kimse bilmiyor. Herkes bir şeyler söylüyor, ama kimse dinlemiyor. Korkunç bir sessizlik var gürültülerin arasında.”