İncelemeye başlamadan önce sanata ve sanatçıya her daim saygım olduğunu belirtmek istiyorum. Ahmet Ümit eminim bu kitabı yazmak için çok emek vermiştir fakat benim beklentim çok çok altında bir kitap olduğu için hayal kırıklığıyla bu yazıyı kaleme alıyorum. Başlamadan önce şunu da belirtmen istiyorum ki böylr bir kitap nasıl oluyor da 8.4 puan alabildi? Herkes kitap çok akıcı çok güzel demiş fakat hiçkimse nereleri güzel ve akıcı bulduklarını yazmamış.
Kitap üç ana karakter çevresinde dönüyor. Kenan, Selim ve Nihat. Kitabın ilk satırlarından itibaren sarsılmaz bir dostluğun örneklerini görüyoruz adeta (sözde). Kenan bir gün bir uçak kazası geçirir, bu olay onu çok sarsar, ölümsüzlüğü yakalayabilmeyi ister ve bunu fotoğraflar aracılığıyla yapabileceğine inanır. Daha önce çektiği fotoğraflar onu ölümsüz yapmaya yetmemiştir bu yüzden farklı bir arayışla Nihat'ın da önerisiyle Beyoğlu'nda işlenen cinayetleri konu alan bir sergi açmaya karar verir. Bu cinayetlerin fotoğraflarını komiser Cüneyt'in yardımıyla edinir ve çalışmalara başlar. Katya isimli arkadaşının da yardımıyla bu işe girişirler. Kenan fotoğrafları incelerken iki cinayet arasında bir bağlantı olabileceği fikrine kapılır ve dosyası kapatılmış bu cinayetleri sorgulamaya koyulur. Çünkü Beyoğlu cinayetlerini konu alan bir sergiyi çözülen bir cinayet daha çekici hâle getirecektir ve Kenan böylece ölümsüzlüğü yakalayacaktır. En baştan böyle bir çalışmanın tehlikelerinden ötürü buna karşı çıkan Katya ve Selim arkadaşlarını yalnız bırakmayıp yardım ederler.
Giriş kitapta da aynen böyle uzun. Beyoğlu çok detaylı bir şekilde tasvir ediliyor. Sokak isimleri, kafeler, barlar, restoranlar vs. her şey fazlaca detaylı bir şekilde anlatılıyor kitap boyunca. Bu beni bir yerden sonra çok sıktı. Konuya dönecek olursak, Katya