E.

bilimin, yıktığı dinin yerini alması
Hristiyanlık geçmiş çağlarda toplum üzerindeki nüfuzunu, kurumlaşmış baskı yoluyla devam ettirmiştir. Bili­min modern insanın gözündeki yüksek statüsünü benzer bir yöntemle idame ettirdiğini söyleyen Feyerabend, dolayısıyla bilimin yıktığı dinin yerini aldığını öne sürer. Bugün bilim bireylerin taleplerine uygun olarak benimseyebilecekleri ya da benimsemeyecekleri bir düşünce sistemi olarak değil, fakat itiraz edilmesi mümkün olmayan bir şeymiş gibi görünmektedir.
Sayfa 203·Kitabı okudu
Reklam
bilimi putlaştırarak köleleşme
Bilim geçmişte otoriteye, batıl itikatlara karşı verilen savaşın ön saflarında yer almış; insan, köhnemiş ve katı düşünce biçimlerinden kurtuluşunu bilim yardımıyla elde etmişti. Bilimden beklenen de zaten bu olmak durumundadır. Bununla birlikte, batıl inançlar ve baskıcı yapılar karşısında kazanmış olduğu entelektüel özgürlüğünü bilime borçlu olan insan günümüzde, Feyerabend’a göre, 17. ve 18. yüzyıllarda kendisi için bir kurtuluş aracı olmuş olan bilimi putlaştırarak, kendisini onun karşısında köle durumuna düşürmüştür.
Sayfa 203·Kitabı okudu
çoğulcu/ anarşist bilim görüşü, paul feyerabend
Feyerabend, öncelikle çağdaş bilimin hasta olduğunu düşünür ve bu teşhisini de, bilimin çağdaş dünyada oynadığı tahakküm edici, hatta insanları ve toplumları köleleştirici rolle doğrullamaya çalışır. Ona göre bilim, insanlığın mutluluğu içindir ve bilimin değeri, onun insanın özgürleşimine yaptığı katkıyla ölçülmek durumundadır. Çağdaş bilim, insanın özgürleşimine ve mutluluğuna katkı yapmak bir yana, başka kültürel gelenekleri ortadan kaldıran monolitik yapısıyla, insanı kendisine köleleştirmektedir.
Sayfa 202·Kitabı okudu
Başarılı bir devrimde bilim insanları yeni paradigmayı, çoğu zaman hakikatle ilintisiz bilim dışı neden ya da kaygılarla kabul etmek zorunda kalırlar. (…) Kuhn’a göre buradan çıkartılacak sonuç açıktır: Bilim sanıldığı kadar nesnel ve rasyonel bir faaliyet değildir.
Sayfa 198·Kitabı okudu
devrimci bilim görüşü, thomas kuhn
O, bilimin tarihsel sürecinde dört hatta üç evreyi birbirinden ayırır. Bunlardan birincisi bilim öncesi dönem veya olgunlaşmamış bilim dönemidir. Söz konusu bilim öncesi dönemi, öne çıkan teori ya da paradigmanın herkes tarafından kabulüyle belirlenen organize ve hatta kurumsal faaliyeti temsil eder nitelikteki normal ya da olağan veya olgun bilim dönemi izler. Bilimin tarihi içindeki ilerleme sürecinde, olağan bilim döneminin ardından mevcut paradigma tarafından çözülemeyen anomalilerin belirlediği kriz dönemi gelir. Ve nihayet, eski paradigma tarafından çözülemeyen anomalilerin tamamını çözen yeni bir paradigmanın kabulüyle belirlenen devrim dönemi, bilimsel ilerleme sürecinin dördüncü ve sonuncu dönemini oluşturur.
Sayfa 195·Kitabı okudu
Reklam