Benim sırrım feryâdımdan uzak değildir. Lâkin her gözde onu görecek nûr, her kulakta onu işitecek kudret yoktur.
Bismillahirrahmanirrahim...
“Hamd-ü senâ, âlemlerin Rabbi olan Cenâb-ı Hakk’a mahsustur. Salât-ü selâm, Fahr-i Âlem Efendimiz Hazretleri’nin ve âl-ü ashâbının üzerine olsun. Bu mübârek Cuma vaktinde, lütf-u ilâhînin ve feyz-i berekâtın hânenizden eksik olmamasını niyâz ederim. Cenâb-ı Mevlâ; gönlünüzdeki murâd-ı ilâhîyi hayırlı kılmakla berâber, sıhhat-ü âfiyetinizi dâim, rûh-u şerîfinizi sürûr-ı ezelî ile pür-nûr eylesin. Cumamız mübârek, akıbetiniz hayr olsun."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
#ayet
Evet, göklerde ve yerde olan her şey şüphesiz Allah'a aittir. O şu andaki durumunuzu da, O'na götürüldükleri zamandaki durumu da iyi bilir. O zaman kendilerine de yapıp ettiklerini bir bir haber verecektir. Allah her şeyi bilmektedir. (Nûr, 24/64)
Din
İnsan, hayat-ı beşeriyetin nihayetsiz yolları üzerinde, ekseriyetle saadet-i hayâlin uzak ufuklarında kaybolur. Zanneder ki gönlün aradığı o sükûn-ı ebedî, ancak bütün arzuların nihayet bulduğu bir menzil-i baîdde kendisini beklemektedir. Hâlbuki ruhun en mahrem köşelerinde saklanan bazı saadetler vardır ki, bir vuslat ânından ziyade, o vuslata doğru sürüklenen kalbin ince intizarında zuhur eder. Çünkü ümit, insanın karanlık gecelerine serpilmiş nûr-ı seher gibidir; henüz gelmemiş günlerin vaadini taşıyan sessiz bir tesellidir. Bazen bir hatıra-i latîfenin gölgesinde, bazen bir tebessüm-i manidarın bıraktığı derinlikte, yahut yalnızca varlığını bilmenin kâfi geldiği bir kişi… Bazen de ismi konulamayan bir hiss-i muhabbetin sessiz akislerinde yaşar. Öyle duygular vardır ki tarif edilmeye çalışıldıkça solgunlaşır; ancak kalbin derinliklerinde yaşandığı vakit hakikatini bulur. Belki de mesutiyet, hayat yolunun sonunda bekleyen kusursuz bir saadet değildir. Belki mesutiyet; meçhul yarınların karanlığına rağmen gönülde muhafaza edilen o ince ümit, o nazlı bekleyiş ve ruhu yarına bağlayan o görünmez bağdır. Zira insan bazen vardığı yerde değil; yol boyunca büyüttüğü hayallerin, sakladığı hislerin ve kaybetmediği ümidin içinde tamamlanır.
EY İSLAM'IN KIZI...! *Bugün birçok kişi görünür olmak için yarışıyor. Oysa mümin kadın, dikkat çekerek değil; hayası, vakarı ve duruşuyla farkını ortaya koyar. Bir gün gelecek; insanların seni nasıl gördüğü değil, Allah'ın sana ne emrettiği önem kazanacak. Tesettür bir kumaş parçası değil, Rabbinin kuluna yaptığı bir çağrıdır. “Mümin kadınlara söyle; gözlerini sakınsınlar, iffetlerini korusunlar ve ziynetlerini göstermesinler...”* (Nûr 31./Ayet) *Allah'ın emri, kendimizi hazır hissettiğimiz gün için değil; işittiğimiz gün içindir. Tesettür; insanların beğenisini değil, Allah'ın rızasını aramak içindir. Bugün seni alkışlayan insanlar yarın yanında olmayacaktır. Ama Allah için attığın her adım da Rabbin seninle olacaktır Elhamdülillah...
Din İslam
Atma müjgan okların bu cânıma Allah için Girme ey ebru kemanım kanıma Allah için Hastayım bir çare kıl hicranıma Allah için Ey hekim-i vaktolan gel yanıma Allah için Bir ilac et derd-i bi-dermanıma Allah için, Allah için. Vermeden salabet ehl-i dide-i giryan yürü Olmadan her katresi bir bahr-i bi-payan yürü Hasretinle çıkmadan bari bedenden can yürü Ruz-i hicrimdir ecel vaktimdir ey Lokman yürü Durma gafil sahi kıl imkânıma Allah için, Allah için. Dostlarım tutsun elimi yok mu bir ehl-i vefa? Hakisar oldum ayak altında kaldım vah bana Eyledim o nevcivanın yoluna canım feda Tutsun Azrail giribanımı minnet ne sana Al kavuştur canımı Cananıma Allah için, Allah için. Bilemem serv-i eda gül yüzlü yare neyledim? Ondan özge taze bir güzel mi sevdim peyledim? Dertlerim nûr-u ciğer-hûnuyla tahrir eyledim Ey Gedai çaresiz kaldım da halım söyledim Oku bu divanımı sultanıma Allah için, Allah için.
Türkülerim