Ey âlemlerin medar-ı iftihârı, nûr-ı rahmet, Yardım eyle, kapına geldim, hâlim bir zahmet. Suçlu, günahkâr bir kulun, eşiğinde bekler, Ey günahkârların şefâatçisi, sensin tek çareler. ​Hangi hayırlı amelim var ki, yazsın Kirâmen Kâtibîn? Benim sermayem hicran, benim yüküm bin bir yemin. Yâ Resûlallâh, yetiş imdâdına, muhtacım sana, Düştüm mahzun hâlde, rahmetinle bak şu garip cana. Atıf efendi
"Namaz nûrdur." Çünkü namaz; kul için kalbinde nûr, yüzünde nûr, kabrinde nûr, haşredildiği yerde nûrdur. O yüzden yüzleri en nurlu ve parlak insanların en çok namaz kılan ve namazında en huşûlu olan kimseler olduğunu görürsün. Namaz, kul için kalbinde bir nûrdur ki, ona; Allah'ı tanıma, O'nu hükümlerinde, fiillerinde, isimlerinde ve sıfatlarında bilme kapısını açar. Namaz, insan için kabrinde bir nûrdur; çünkü namaz, İslâm'ın direğidir; direk olduğunda bina ayakta durabilir, olmadığında ise bina diye bir şey olmaz.
Sayfa 148 - 1. Cilt·Kitabı okuyor
Reklam
Her yirde Hakun kudret-i envârını görmez Nûr olmayan iy dil meh-i tâbâna yitişmez
Aç yüzün görsün cihân nûr-ı cemâl-i mu’cizin İstemem gönlüm gibi zülfün perîşan kalmasın
"Vâsıl olmaz kimse Hakk'a cümleden dûr olmadan Kenz açılmaz bir gönülde tâ ki pür-nûr olmadan..." Hakk'a vâsıl olmak, kavuşmak isteyen kişi her şeyi terk etmelidir. Eğer bir kişi gönlünü Allah'ın [azze ve celle] tecelliyatı ile ihya etmek isterse orayı tertemiz tutmak zorundadır. Tıpkı, "Der tarik-i Nakşibendî lâzım âmed çâr terk: Terk-i dünya, terk-i ukbâ, terk-i hestî, terk-i terk..." hikmetinde buyrulduğu gibi. Muhammed Bahâeddin hazretlerinin yolunu takip edenlerin dört şeyi terk etmesi gerekir: Dünyayı, ukbayı, varlığını ve en sonunda da terk etmenin bizâtihi kendisini. Şemseddin Sivâsî hazretleri, gerçek dosta dost olabilmek için dahasını da söylüyor: "Bir acâib derde düşmüş Şemsî yanıyor müdâm Hakk'a makbûl olmak ister halka menfür olmadan...
المهلكات ثلاث: فشخ مطاع ، وهوى متبع ، وإعجاب المرء بنفسه" "Üç helak edici şunlardır: İtaat edilen cimrilik, tabi olunan hevâ ve kişi-nin kendisini beğenmesi." (Taberāni, El-Mu'cemu'l Evsat 5754) Kıymetli kardeşlerim! insanları delalet yollarına götüren en büyük iki şey cehalet ve hevâdır. Ve maalesef insanların bir çoğunda bu iki şey toplanmış-tır. Yani hem cahil hem de inatla hevālarına tabi olmaktadırlar. Nitekim Allah (subhanehu ve teală) şöyle buyurmaktadır:
Sayfa 14 - Minber Yayınları·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam