Keşke daha önce karşılaşsaydık dediğim bir kitap.
Psikolojiye dair hep bir merakım oldu. Ama bazı kalıplardan bunaldım. İyi düşün , şöyle motive et, çocukluk travmanaların falanda filan …..
Eski insanların travmaları yok muydu? Neden yaşadığımız her sorunu çocukluğumuza bağlıyoruz? Gibi daha pek çok sorumun cevabımı buldum. Benim gibi düşünen bir psikoloğla karşılaşmaktan çok mutlu oldum.
Travmalarımızı çözmeliyiz. Hayır efendim unutup gittiğimiz acı olayı neden tekrar gün yüzüne çıkarıyoruz?
Her çocuğa özelsin biriciksin diyerek bencil insanlar yaratıyoruz. Her çocuğa sıradan insan olduğunu herkes gibi olduğunu da göstererek büyütmeliyiz.
Bir insanı her yönüyle sevmiyoruz diye hayatımızdan çıkarmamalıyız. Bir insanın hayatımızda olması için sevdiğimiz bir yönünün olması yeterli
Her acının geçmeyeceği, her derdin çaresinin olmadığını herkesin farklı farklı acılardan geçtiğini unutmamalıyız
Her zaman her şeyi çözmek zorunda olmadığımızı ve bunun mümkün olmayacağını fark ediyoruz. Biz olmasak da çevremizdekiler için hayat devam edicek yerimiz bir şekilde dolacak.
Ve heybeme daha nice kalbe dokunan anektodlarla kitabı bitirmiş olmamın hüznünü yaşıyorum.
Hamnet’i bitirdikten sonra içimi derin bir hüzün kapladı. Yeni bir kitaba başlamak içimden gelmedi. Neydi beni bu kadar etkileyen?
Her anne hep en güçsüz en zayıf gördüğü çocuğunu daha ön planda tutar , gözünden sakınır , her şeye karşı korur. Peki ya diğer çocukları? Onlar her şeyle savaşır, onlar güçlüdür düşüncesiyle aslında en çok üzülen en çok kırılan en çok yara alan diğer çocuklar olmuyor mu?
Agnes hep Judith in ölmesini bekledi ama Hamnet öldü…
Ben ailemde Judith oldum. Judith olmaktan bana ne hissettirdi….
Kitap sonunda heybenizde derin düşünceler, derin bir hüzün kalıyor …
“Tüm yaşamı dünyadan tamamen tecrit edilmiş bir şekilde orada geçmişti. Otuz yılı aşkın bir süre düşmanı beklemek için her türlü zevkten mahrum kalmış, şimdiyse tam düşman gelirken kovulmuştu.”
“Ama sonuçta dünyada yapayalnızdı ve onu kendisinden başka sevecek kimse yoktu.”
Tam olarak adanmışlığın kitabı. Neden hayatımızı tek bir şeye adayarak yaşarız? Kimimiz annemize , kimimiz çocuğuna , kimimiz arkadaşına ….. Neden hayatta kendimiz için var olmayız? Kendimizi adadığımız şeyi kaybettiğimizde napacağız?
Ah be Drago günün sonunda heybende boşa harcanmış bir ömürle göçüp gittin ….
Öleceği önceden belli olan bir adama neden kimse engel olmamış? Kitaba başladığımdan beri aklımda bu soru … Bu hayatta bir çok şey yaşarken kimsenin sormamasıgibi bir şey mi ? Olumsuz bir şey gördüğünde insanların ölü taklidi yapması gibi bir şey mi?
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma