Pinti veya paragöz değildi,ama o para onun için dolarlardan ve sentlerden çok daha böyük bir anlam ifade ediyordu. Başarı demekdi; o dolarların üzerine hakkedilmiş bulunan kartallar, onun için nice nice kanatlı zaferler anlamına geliyordu.
Albin daima yanında olmuş, asla verdiği söze ihanet etmemişti.
Ona, engellerin yolun üzerindeki çakıl taşlarından başka bir şey olmadığını söylemişti.Kuşku, yolun bir parçasıydı. Yol hiçbir zaman dümdüz değildi; çiçekli çayırlara ulaşmadan önce bazen hoş geçitlerden, engebeli ve dikenli virajlardan, kumlardan, kayalıklardan geçmek gerekiyordu... Ne pahasına olursa olsun yola devam etmek gerekiyordu. Bir akşam kulağına, 'Sen bir savaşçısın,' diye fısıldadı. 'Savaşçı bir meleksin. Çok büyük bir güce sahipsin. Bu dünyada, ardında derin bir iz bırakacaksın.
“Salıncak çok önemli,” dedi.
Salıncağın vazgeçilmez bir unsur olduğuna inanıyordu. Bunu bir sembol olarak görüyordu: umudun ve özgürleşmenin sembolü. Salıncak da uçurtma gibi, diye geçirdi içinden. O da yerçekimine karşı koyarak yerden gökyüzüne doğru yükseliyordu. Yoksulluğun içine doğan bu çocuklar için de aynı şey olacaktı; eğitim sayesinde yükseklere çıkacaklardı.