3 dil bilen ve öğretmen olan bir baskarakterimiz var: Aleksey İvanoviç. Karakterimiz kumarın ince detaylarına kadar biliyor, oynuyor, kazanıyor, kaybediyor... Hatta karakterimizin hırsından terlemesine kadar her şeyi ile okuyanı hikayenin içine çekiyor kitap.
Aleksey'in aşkı ve kumarı uçlarda yaşıyor olması insanın aklına "Gerçekten böyle hissedenler var mı?" sorusunu getiriyor. Kumarı ara sıra oynasa da aşkı için her şeyi göze alıyor. Kumarın ölçüsünü düşünmeden oynuyor. Deli gibi kazanma hırsının yanında kaybettiğinde yaşadığı duygu şelalesi çok tuhaf bir his veriyor insana. Sanki sıtma nöbeti geçirir gibi hissettiriyor. Karakterimuz kumarı oynadıkça keyif alıyor; karakteri, gururu okşanıyor cesurca hareketler etmekten hayatını ortaya koyan riskler almaktan asla çekinmiyor. Kaybedecek neyi var ki? Yeter ki sevdiği kadın istesin. Ağzından çıkacak tek bir laf ile her şeyi yapar. "Öl" dese ölür belki de...
Kitaptaki kumarbaz karakterimiz dışında bir de mirası olan ve ölmesi beklenen bir teyze var. Zamanla kumarı tadıp elindekileri hiç eden bir teyze. Aslında kitapta hem kumar hem miras konusunun bu kadar işlenmesi biraz tuhaf. Çünkü hem kumar hem miras emek harcamadan para kazanma hatta emek harcamadan zengin olma yoludur. Acaba herkes bu kadar kısa yolla zengin olabilir mi?
Kitapta da pek çalışarak kazanan yok zaten. Yarısı miras bekliyor yarısı da kumarhanede zaman harcıyor. Kazanan var mı?
Dostoyevski'nin bu kadar detaylı kumar kitabı yazmasının sebebi var tabi ki. Hayatı. Hatta isterseniz ufak bir araştırma yapabilirsiniz. Özellikle de bu kitabı yazma sebebini:))))))