Öncelikle kitapla ilgili diyebileceğim tek şey varsa o da "aşırı"dır. Aşırı aşk, aşk korumacı, aşırı psikolojik... Başta çok aşırı gelmişti ama sonra fark ettim ki insanoğlu da aşırı bir varlık. Birçok duyguyu, düşünceyi aşırı seviyesinde yaşıyor. Bencilliği de öyle.
Kitapta 3 hikaye bulunuyor. İlk hikayede bir aşkı ölüm bile ayıramaz, diyor insan. Birbirini aşırı seven iki insan ölüme giderken bile gülümseyerek huzurla gidiyor. Ölüm ve huzur... Ne kadar tezat iki kelime.
İkinci hikaye aslında çok günlük hayattan. Ama bencil insanlar fark edemez bu hikayedeki burukluğu, kırıklığı. Her insanın noksanlıkları vardır. Kimininki karakterinde kimininki dış görünüşünde olur. İkisi arasındaki fark ise dış görünüş doğuştan gelir, karakter ise sonradan oluşur. Dış görünüşünden dolayı eksiklik ya da zorluk yaşayan insanların canını yakmak ise hiçbir insanın hakkı değildir. Bu hikayede iki insan içlerini birbirine döker ve başta farkında olmasalar da birbirlerinin eksikliklerini tamamlarlar.
Üçüncü ve son hikayede ise çirkinliği ile alay edilen bir kadının tecavüze uğrasa da çocuğuna bağlanır ve tek varlığı oğlu olur. Ama öyle bir zaman gelir ki oğlundan ya vazgeçecek ya da her şeye herkese karşı durarak oğlunu koruyacaktır. Ve bu hikayede oğluna bağlı olan kadın onun için her şeyi yapmaya hazırdır.
Bu hikâyelere genel olarak baktığımda sanki kitap itilmiş, kakılmış, bir şeylere mecbur bırakılmış insanların ellerinde olan ufacık mutluluklarını gösteriyor insanlara. Dokunmayın, zarar vermeyin insanların değerlerine diyor. Bencil olmayın, insanların ellerinde olmayan şeyler yüzünden toplumdan uzaklaştırmayın. Hiç kimse kusursuz değildir. Bu yüzden büyük küçük herkes bu kitabı okumalı, okumalı. Okunsun ki toplumda saygı, sevgi sözcükleri gerçek anlamları ile yaşasın.