Emine Nur

Emine Nur
@nrremine
KUMARBAZ//DOSTOYEVSKİ
9/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2022 12. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2022 13:47
3 dil bilen ve öğretmen olan bir baskarakterimiz var: Aleksey İvanoviç. Karakterimiz kumarın ince detaylarına kadar biliyor, oynuyor, kazanıyor, kaybediyor... Hatta karakterimizin hırsından terlemesine kadar her şeyi ile okuyanı hikayenin içine çekiyor kitap. Aleksey'in aşkı ve kumarı uçlarda yaşıyor olması insanın aklına "Gerçekten böyle hissedenler var mı?" sorusunu getiriyor. Kumarı ara sıra oynasa da aşkı için her şeyi göze alıyor. Kumarın ölçüsünü düşünmeden oynuyor. Deli gibi kazanma hırsının yanında kaybettiğinde yaşadığı duygu şelalesi çok tuhaf bir his veriyor insana. Sanki sıtma nöbeti geçirir gibi hissettiriyor. Karakterimuz kumarı oynadıkça keyif alıyor; karakteri, gururu okşanıyor cesurca hareketler etmekten hayatını ortaya koyan riskler almaktan asla çekinmiyor. Kaybedecek neyi var ki? Yeter ki sevdiği kadın istesin. Ağzından çıkacak tek bir laf ile her şeyi yapar. "Öl" dese ölür belki de... Kitaptaki kumarbaz karakterimiz dışında bir de mirası olan ve ölmesi beklenen bir teyze var. Zamanla kumarı tadıp elindekileri hiç eden bir teyze. Aslında kitapta hem kumar hem miras konusunun bu kadar işlenmesi biraz tuhaf. Çünkü hem kumar hem miras emek harcamadan para kazanma hatta emek harcamadan zengin olma yoludur. Acaba herkes bu kadar kısa yolla zengin olabilir mi? Kitapta da pek çalışarak kazanan yok zaten. Yarısı miras bekliyor yarısı da kumarhanede zaman harcıyor. Kazanan var mı? Dostoyevski'nin bu kadar detaylı kumar kitabı yazmasının sebebi var tabi ki. Hayatı. Hatta isterseniz ufak bir araştırma yapabilirsiniz. Özellikle de bu kitabı yazma sebebini:))))))
1000Kitap
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Küçük Prens
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2022 01:45
Anlık bir karar ile hemencecik okuyup bitirdiğim mükemmel bir kitap. Küçüklerin masal, büyüklerin ise unuttukları duyguları hissederek okuyacakları bir tür. Bana kalırsa kaç yaşına gelirseniz gelin her yıl mutlaka okunması gereken bir kitap. Saflığı, yumuşak yüreği ile Küçük Prens bir nevi insanları yorumlayarak okuyucunun gözünü açıyor. Gözümde minicik, çok kırılmış, üzülmüş bir ufaklık Küçük Prens'im benim. Hele ki terk etse de unutmadığını ve özlemini çektiği eşsiz gülünü hatırladıkça okuyucu bir hüzün hissediyor. Birçok gezegen gezen Küçük Prens, birçok olay ve kişilerle karşılaşıyor. Sanki günümüzde sürekli meşgul olan ve her şeyi hızlandırmaya çalışan insanları düşündüğümüzde, bu kitap 3000 yılında da olsak okunabilir evrensel mesajlar içeren bir dünya klasiğidir benim gözümde. Çocuğunuza okutun ve Küçük Prens ile tanıştırın. Gençlik döneminde okutun ve aslında değerli olan şeylerin sizin onlara verdiğiniz değerler olduğunu anlasınlar. Yetişkinlikte okusunlar ki yaşadıkları hayatı aslında daha farklı yaşayabileceklerini görsünler. Ahh, şu insanlar! Asla anlamayacaklar sanırım: "Özde olanı sadece kalp görebilir. Gözler özde olanı göremez." Küçük Prens'in de dediği gibi: Şu büyükler çok tuhaf.
1000Kitap
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Yakamoz Yayınları · 2015280,2bin okunma
Ay Işığı Sokağı
7/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2022 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2022 19:36
Açık söylemek gerekirse klasik bir Stefan Zweig kitabiydi. İçinde bulunan 5 kısa hikayenin ilk ikisini çok beğendim. İlkinde tesadüfen tanımadığı insanların hayatına anlık olarak dalan bir gezgin, ikincisinde ise patronuna körü körüne bağlı olan bir hizmetçi ve korkunç sonuçlarına değinilmiş. Dikkatimi çeken en büyük şey, her hikayesinin sonunda ölümün olması. Kimisi en sevdiğini öldürüyor, kimisi kendini öldürüyor, kimisi kendini öldürtüyor... Diğer hikâyelere de kısaca değinmek istiyorum: İspanya Fransa arasındaki bir savaşta hayatta kalan Fransız albayın bekleyişi, gölde bulunan Rus askerin yurduna dönme özlemi ve yaşıtları üniversiteye giden bir öğrencinin öğretmeni yüzünden lisede kalması sonucu öğrencinin geçirdiği sinir patlaması. Bunları normal bir şekilde yazıyor olsam da okurken hissediyorsunuz ve bazı kısımları cidden insanı rahatsız ediyor. Belki bizim kültürümüze, alışmış olduğumuz tarza biraz uzak olmasından dolayıdır. Ama yine de bu tür şeyler kitabı kötü yapmıyor. Olay örgüsü saran kısa hikayelerden oluşuyor olsa da insanın okudukça okuyası geliyor.
1000Kitap
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202182,1bin okunma
Lyon'da Düğün
7/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2022 6. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2022 11:05
Öncelikle kitapla ilgili diyebileceğim tek şey varsa o da "aşırı"dır. Aşırı aşk, aşk korumacı, aşırı psikolojik... Başta çok aşırı gelmişti ama sonra fark ettim ki insanoğlu da aşırı bir varlık. Birçok duyguyu, düşünceyi aşırı seviyesinde yaşıyor. Bencilliği de öyle. Kitapta 3 hikaye bulunuyor. İlk hikayede bir aşkı ölüm bile ayıramaz, diyor insan. Birbirini aşırı seven iki insan ölüme giderken bile gülümseyerek huzurla gidiyor. Ölüm ve huzur... Ne kadar tezat iki kelime. İkinci hikaye aslında çok günlük hayattan. Ama bencil insanlar fark edemez bu hikayedeki burukluğu, kırıklığı. Her insanın noksanlıkları vardır. Kimininki karakterinde kimininki dış görünüşünde olur. İkisi arasındaki fark ise dış görünüş doğuştan gelir, karakter ise sonradan oluşur. Dış görünüşünden dolayı eksiklik ya da zorluk yaşayan insanların canını yakmak ise hiçbir insanın hakkı değildir. Bu hikayede iki insan içlerini birbirine döker ve başta farkında olmasalar da birbirlerinin eksikliklerini tamamlarlar. Üçüncü ve son hikayede ise çirkinliği ile alay edilen bir kadının tecavüze uğrasa da çocuğuna bağlanır ve tek varlığı oğlu olur. Ama öyle bir zaman gelir ki oğlundan ya vazgeçecek ya da her şeye herkese karşı durarak oğlunu koruyacaktır. Ve bu hikayede oğluna bağlı olan kadın onun için her şeyi yapmaya hazırdır. Bu hikâyelere genel olarak baktığımda sanki kitap itilmiş, kakılmış, bir şeylere mecbur bırakılmış insanların ellerinde olan ufacık mutluluklarını gösteriyor insanlara. Dokunmayın, zarar vermeyin insanların değerlerine diyor. Bencil olmayın, insanların ellerinde olmayan şeyler yüzünden toplumdan uzaklaştırmayın. Hiç kimse kusursuz değildir. Bu yüzden büyük küçük herkes bu kitabı okumalı, okumalı. Okunsun ki toplumda saygı, sevgi sözcükleri gerçek anlamları ile yaşasın.
1000Kitap
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139,1bin okunma
Doktor Ox'un Deneyi
6/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2022 00:52
Kitabı ilk okumaya başladığımda Quiquendone kentini çok garipsedim. Neden mi? Normalden fazla sakinler. Hemde yüzyıllar. Bu sıradan bir sakinlik değil. Kalp atışlarının en fazla 50 60 olduğu sakinlikten bahsediyorum. O kadar sakinler ki yüzyıllardır suç işlenmemiş, kimse kimseye karşı sesini bile yükseltmemiş. O derece bir sakinlik. Tabi her ne kadar suç işlemeyen bir kent olsa da bir belediye başkanı ve belediye başkanının halkının iyiliğini düşünen projeleri var. Bunlardan biri de kentin aydınlatma sistemi. Kenti bu karanlıktan kurtarmak ve maddi bir kayıp da istemeyen belediye başkanı Doktor Ox'un aydınlatma ile ilgili fikrini beğeniyor ve gerekenleri yapıyor. Ahh, zavallı belediye başkanı! Herkesi kendi gibi sanıyor işte. Ve birden kentte garip olaylar yaşanmaya başlıyor. Kitapta salgın olarak adlandırılıyor. Çünkü sinir, öfke gibi belirtiler Quiquendone kenti ve sakinleri için ancak salgın bir hastalık olabilir. Bu durumun nedenini ise aslında okur en başından anlıyor. Hem konuşmalardan hem de olay içinde gerçekleşenlerden. Kitabın sonuna geldiğinizde ise aslında bilimsel bilginin yanı sıra bir soru kafaya takılıyor: Acaba yalnızca oksijen ile bir insanın fiziksel, ruhsal tüm nitelik ve nicelikleri değişebilir mi?
Edebiyat
Doktor Ox'un DeneyiJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 202123,7bin okunma