Nisa

Duygular bastırıldığında yok olmaz. Sadece susar. Söylenmeyen her şey bir yerde birikir; bazen bedende, bazen sabırda, bazen de insanın hayata karşı isteğinde. “Sorun yok” dediğin yerler zamanla ağırlaşır. Neden yorulduğunu tam anlatamazsın ama bir şeylerin eksildiğini hissedersin. Çünkü akıl bir süre idare eder; ama beden, bastırılan hiçbir şeyi sonsuza kadar taşımaz. Bir yerde mutlaka bırakır.
Alıntı
Reklam
“Oysa mutluluk basit olandadır. Savaşa gerek duymayandır. Kıyaslamayandır, yarıştırmayandır. Koşturmayandır, korkutmayandır, meydan okumayandır..”
Alıntı
Bazıları aylarca sessiz kalır; bu ne sevginin sınavıdır ne de kırgınlığın sonucu. Bu, senin hayatında yokluğunun tolere edilebildiğinin kanıtıdır.. Sessizlik bazen sabır değil, vazgeçiştir. Seni değil sensizliğin bilinçli seçimidir. Umursamayan biri susar çünkü senin yerinin dolabileceğini çoktan kabul etmiştir. Senin başka biriyle olmanı ihtimal dahilinde görmüştür. Bunu kabullenmiştir. Peki sen, başka biriyle olman göze alınmışken, hâlâ neyi bekliyorsun? Hangi konuşmanın, hangi yüzleşmenin, hangi yarım kalmışlığın hesabını keseceksin? Çünkü bilen bilir: Insan isterse üç haftayı da beklemez, üç günü de. Yazacak olan yazardı. Arayacak olan arardı. Susmak bir ihmalkârlık değil, bir tercihtir.
Alıntı
Martin Eden’ın ruhu o ışıltı derinliklerde kızın ruhunu arıyordu. İçinde en iyi olan ne varsa muhteşem bir akışla dışarı taşıyordu. Sadece onu düşünmek bile Martin Eden’ı yüceltiyor, saflaştırıyor, daha iyi biri haline getiriyor ve daha da iyi olmak istemesine yol açıyordu.
Sayfa 42·Kitabı okuyor